KH Kayıp Hikayeler Gerçek Hikayeler • Gerçek Hayatlar
KH MAX

SON


Kategori Vitrini

Baharın Hikayesi

3 hikaye

Trend İçerikler

Bu kategoride en çok okunanlar

Son Eklenenler

Kategoriye yeni eklenen hikayeler

Baharın Hikayesi Bölüm 3

Bahar’ın yaşadığı o yoğun gözlemden sonra içindeki enerjiyi bir şekilde dışarı atması gerekiyordu. 4. Bölümde, evin boşalmasını fırsat bilen Bahar’ın, sevgilisiyle olan sınır tanımaz buluşmasını işliyoruz.

4. Bölüm: Boş Evdeki Yasak Şölen

Anne, baba ve Furkan’ın bir pazar ziyareti için evden çıkmasıyla, Bahar beklediği o sessizliğe kavuşmuştu. Ancak bu sessizlik onun için huzur değil, bir patlama noktasıydı. Kapı deliğinden izlediği o görüntüler, babasının annesi üzerindeki hakimiyeti ve o ritmik sesler zihninde yankılanmaya devam ediyordu. Hemen telefonuna sarıldı ve sevgilisi Arda’yı çağırdı.

Arda eve geldiğinde, Bahar onu kapıda o ince, üzerinde sabahki terin ve heyecanın izlerini taşıyan siyah geceliğiyle karşıladı. Arda daha ne olduğunu anlamadan, Bahar onu içeri çekip dudaklarına yapıştı.

Salondaki İlk Temas

Salona geçtiklerinde Bahar’ın sabrı kalmamıştı. Az önce babasının oturduğu o koltuğa Arda’yı iterek oturttu. “Hemen şimdi,” diye fısıldadı sesi titreyerek. Arda, Bahar’daki bu vahşi ve aç hali daha önce hiç görmemişti. Bahar, Arda’nın pantolonunun kemerini hızla çözerken, aklında sadece o sabahki görüntüler vardı; babasının o ham gücü ve annesinin çaresiz teslimiyeti.

Arda’nın sertliğini elinde hissettiği an, Bahar’ın dudaklarından bir inilti koptu. Geceliğini bir kenara fırlattı. Vücudu, salonun loş ışığında pürüzsüz ve davetkar görünüyordu. Arda’nın üzerine çöktüğünde, tenlerinin birbirine değdiği o an çıkan ses, Bahar’ı daha da tetikledi.

Ritmik Haz ve Hatıralar

Bahar, Arda’nın üzerinde yükselip alçalırken gözlerini kapatıyor, kendini o sabah izlediği annesinin yerine koyuyordu. Arda’nın elleri Bahar’ın kalçalarına sıkıca yapışmış, onu kendine doğru çekerken Bahar başını geriye attı. “Daha sert…” diye inledi. Arda’nın her hamlesi, Bahar’ın içindeki o boşluğu doldurmaya çalışıyor, sabahki “röntgenciliğin” yarattığı o sırılsıklam ıslaklık şimdi gerçek bir birleşmeye dönüşüyordu.

Odadaki hava ağırlaşmış, sadece hızlı nefes alışverişleri ve tenlerin birbirine çarpma sesi duyuluyordu. Bahar, Arda’nın boynuna tırnaklarını geçirirken, zihninde babasının annesinin omuzlarını nasıl kavradığını canlandırıyordu. O anki zevk o kadar yoğundu ki, Bahar’ın tüm vücudu titremeye başladı. Arda’nın kasılmış vücuduna sıkıca sarıldı; o sarsılmaz birleşme anında Bahar, sadece bir sevgili değil, o sabah tanık olduğu o ilkel gücün bir parçası gibi hissediyordu.

Zirve ve Sonrası

Bahar, en yüksek noktaya ulaştığında çığlığını Arda’nın omzuna gömdü. Vücudu kasılırken, gözünün önüne tekrar o kapı deliği ve babasının ritmik hareketleri geldi. Arda da onunla birlikte bu yoğun sarsıntıya teslim oldu.

Birkaç dakika sonra, salondaki halının üzerinde yan yana uzanırken Bahar nefes nefeseydi. Vücudu hala sıcak ve zevkin etkisiyle karıncalanıyordu. Arda şaşkınlıkla, “Bu neydi böyle?” diye sordu. Bahar ise sadece gülümsedi. Arda’nın bilmediği şey, bu yaşadıklarının aslında bir sevgiliyle yapılan sıradan bir kaçamak değil, Bahar’ın o evdeki gizli arzularının bir provası olduğuydu.

Bahar doğrulup geceliğini üzerine geçirirken, aynadaki yansımasına baktı. Gözlerindeki o yeni parıltı, artık korkmadığını ve bir sonraki adımının çok daha cesur olacağını söylüyordu. Evin her köşesinde artık o yasak hatıranın izleri vardı.

Gece, Bahar için hem bir sığınak hem de bir hapishane gibiydi. Babasının göğsünde, o güven veren ama aynı zamanda içindeki yasak ateşi körükleyen yakınlıkta uykuya dalmıştı. Mustafa Bey, kızının nefesi düzene girince, onun sadece küçük bir çocuk olduğuna dair sarsılmaz inancıyla alnına son bir öpücük kondurup sessizce odadan ayrılmıştı. Bahar, rüyalarında bile o ten temasının yankılarıyla boğuştu.

Sabah güneşinin İstanbul’un gri binaları arasından sızıp odasına dolmasıyla uyandı. Vücudu, bir gece öncesinin gerginliğini hâlâ taşıyordu. Yataktan kalktığında, evin içindeki o alışılagelmiş kahvaltı telaşının olmadığını fark etti. Ortalık fazlasıyla sessizdi, sadece ebeveynlerinin yatak odasından gelen boğuk sesler bu sessizliği bozuyordu.

Kapıdaki Göz

Bahar, parmak uçlarında koridora çıktı. Sesler, kapalı kapının ardında yükselen ritmik bir gıcırtı ve ağır nefes alışverişlerine dönüşmüştü. Kalbi ağzında atarak kapıya yaklaştı. Mantığı geri dönmesini söylese de, içindeki o dizginlenemez merak ve libido onu kapıdaki o küçük anahtar deliğine yöneltti.

Eğilip içeri baktığında, gördüğü manzara tüm duyularını felç etti. Babası Mustafa Bey ve annesi Emine Hanım, sabahın o mahmurluğu içinde birbirlerine karışmışlardı.

Detaylardaki Tutku

Mustafa Bey, günlük hayatındaki o ağırbaşlı, mesafeli baba figüründen tamamen sıyrılmıştı. Bahar, babasının geniş omuzlarının, kasılmış sırt kaslarının her hareketinde nasıl bir güç barındırdığını ilk kez bu kadar yakından, bu kadar çıplak bir gerçeklikle görüyordu. Babasının teni, sabah güneşinin altında terden parlıyor; annesini kollarının arasına alışı, o sarsılmaz otoritesinin fiziksel bir dışavurumu gibi görünüyordu.

Annesi Emine ise tamamen teslim olmuş bir haldeydi. Bahar, annesinin her zaman mutfakta iş yapan, ev düzenini sağlayan ellerinin, şimdi babasının sırtına nasıl tutunduğunu, parmaklarını nasıl tenine geçirdiğini izledi. Babasının erkekliği, annesinin kadınlığıyla tam bir uyum içindeydi. Her ritmik hamlede, babasının vücudundaki o ham güç, Bahar’ın zihninde bir gece önce kucağına oturduğu o anı canlandırıyordu. Şimdi o sertliğin ve gücün gerçek amacını, bir kadının üzerinde nasıl bir hakimiyet kurduğunu görüyordu.

Sırılsıklam Bir Gözlem

Bahar, izlediği her saniyede nefesinin kesildiğini hissetti. Gözlerini bir an bile ayıramıyordu. Babasının dudaklarından dökülen boğuk hırıltılar, annesinin bastırmaya çalıştığı ama odada yankılanan o kısık çığlıklar… Hepsi Bahar’ın üzerinde bir kırbaç etkisi yaratıyordu.

Elleri istemsizce kendi vücuduna gitti. Kapı eşiğinde, o delikten içeri bakarken dizlerinin bağının çözüldüğünü hissetti. Üzerindeki ince gecelik, vücudunun verdiği tepkilerle sırılsıklam olmuş, bacaklarına yapışmıştı. Kendi babasını bir “erkek” olarak, annesini ise o erkeğin altında eriyen bir “kadın” olarak görmek, Bahar’ın ahlaki sınırlarını yerle bir eden bir şehvet dalgası yaratmıştı.

Babasının annesinin üzerindeki o hakimiyeti, o vahşi ama sahiplenici tavrı; Bahar’ın zihninde Furkan’ın kaçışlarını ve babasının masumiyetini birleştiriyordu. O an anladı; bu evin içinde sadece “evlat” veya “kardeş” olmak ona yetmeyecekti. Bu güçten, bu tutkudan kendi payına düşeni almak istiyordu.

Oda içindeki tempo doruğa ulaştığında ve sesler kesildiğinde, Bahar sendeleyerek geri çekildi. Sırtını soğuk duvara yasladı, nefes nefeseydi. Vücudu cayır cayır yanıyordu. İçeriden gelen o mahrem kokular ve görüntüler zihnine kazınmıştı. Hiç ses çıkarmadan, sırılsıklam bir halde odasına doğru yürüdü. Artık oyunun kuralları onun için tamamen değişmişti.

Evin koridoru, saat gece yarısını çoktan geçtiği için zifiri karanlıktı. Sadece salonun kapısının altından sızan ince, soğuk bir ışık hüzmesi vardı. Furkan, fabrikadaki üretim hattı raporlarını yetiştirmek için masasına gömülmüş, bilgisayarın mavi ışığı yorgun yüzünü aydınlatıyordu. Sessizliği sadece klavyenin mekanik tıkırtıları bozuyordu.

Bahar ise odasında, yatağının içinde dakikaları sayıyordu. Kalbi, planladığı şeyin heyecanıyla göğüs kafesini zorluyordu. Aynanın karşısına geçti. Üzerindeki saten, ince askılı ve vücuduna adeta ikinci bir ten gibi yapışan siyah geceliğini düzeltti. Aynadaki yansıması, 18 yaşının verdiği tüm o taze ve cüretkar enerjiyi yansıtıyordu. Derin bir nefes aldı ve kapıyı sessizce araladı.

Mutfaktaki Sessiz Hazırlık

Bahar, çıplak ayaklarıyla parkenin soğukluğunu hissederek mutfağa süzüldü. Amacı su içmek değildi, ama bir bahaneye ihtiyacı vardı. Buzdolabından soğuk bir süt çıkardı, bardağa doldururken bilerek bardağı fazla doldurup eline taşırdı. Dudaklarında hafif bir gülümseme belirdi. Salona doğru yürürken adımları kedi gibi sessizdi.

Salona girdiğinde Furkan’ın konsantrasyonu o kadar yüksekti ki, kardeşinin içeri girdiğini ancak Bahar tam dibine kadar sokulduğunda fark etti.

“Hâlâ çalışıyor musun canım abim?”

Furkan irkilerek kafasını kaldırdı. Gözleri yorgunluktan kanlanmıştı. “Evet Bahar, sabah toplantı var. Sen neden uyumadın?” dedi ve bakışları gayriihtiyari kardeşinin üzerinde gezindi. Bahar’ın üzerindeki gecelik, bir kız kardeşin abisinin yanında giymesi için oldukça iddialıydı. Furkan rahatsızca yerinde kıpırdandı, bakışlarını hemen ekrana geri çevirdi.

Temasın Gücü

Bahar, abisinin bu kaçamak bakışını fark etmişti. Masanın kenarına, tam Furkan’ın dirseğinin yanına oturdu. Bardaktaki sütü yavaşça yudumlarken, diğer eliyle Furkan’ın ensesine uzandı.

“Çok gergin görünüyorsun, omuzların taş gibi olmuş,” dedi yumuşak, neredeyse fısıltı gibi bir sesle.

Furkan, “Gerek yok Bahar, git yat hadi,” dese de Bahar çoktan parmaklarını abisinin gömleğinin yakasından içeri sızdırmıştı. Furkan’ın tenine değen soğuk parmak uçları, adamın bir anlığına nefesini tutmasına neden oldu. Bahar, abisinin omuzlarını ovmaya başlarken yavaşça eğildi; saçları Furkan’ın yanağına değiyor, üzerine sıktığı yoğun parfümlü koku Furkan’ın ciğerlerine doluyordu.

Bahar, eğilirken göğüs dekoltesinin Furkan’ın koluna temas etmesini sağladı. “Bak, buradaki kasın düğüm olmuş. Biraz rahatlaman lazım…”

Kırılan Konsantrasyon

Furkan, klavyedeki parmaklarını durdurdu. İçinde bir şeylerin cız ettiğini hissetti ama bu hissi hemen bastırmaya çalıştı. O onun kardeşiydi, küçük Bahar’dı. Ama şu an yanında duran, kulağına sıcak nefesini üfleyen ve vücudunu pervasızca ona yaslayan kadın, o küçük kıza hiç benzemiyordu.

“Bahar, yeter… Git artık,” dedi Furkan, ama sesi bu sefer o kadar da kararlı çıkmamıştı.

Bahar, abisinin sesindeki o hafif titremeyi duyduğunda işlerin ciddileştiğini anladı. Durmak yerine, ellerini abisinin göğsüne doğru indirdi. Bir anlığına parmakları, Furkan’ın hızlı çarpan kalbinin üzerinde durdu. Aralarındaki gerilim o kadar yükselmişti ki, odadaki saat tıkırtısı bile kulakları tırmalıyordu.

Bahar, Furkan’ın kulağına doğru yaklaştı, dudakları neredeyse kulağına değiyordu: “Neden bu kadar hızlı atıyor kalbin abi? Sadece bir masaj yapıyorum…”

Furkan aniden sandalyeyi geri iterek ayağa kalktı. Nefes nefeseydi. Bahar’ın gözlerinin içine baktı; o bakışta hem büyük bir öfke hem de tarif edilemez bir karmaşa vardı. Tam o sırada, üst kattan bir kapı gıcırtısı duyuldu. Anneleri Emine Hanım uyanmış olabilir miydi?

Furkan’ın ani çıkışı ve sert tepkisiyle sarsılan Bahar, yüzünde belli belirsiz bir zafer gülümsemesiyle salondan çıktı. Abisinin o sarsılmaz maskesini bir anlığına da olsa düşürmüştü; o titreyen sesi ve kaçan bakışları, ektiği tohumların filizlendiğinin kanıtıydı. Ancak tam koridorun karanlığına adım atmıştı ki, banyonun ışığı yandı.

Mustafa Bey, uykulu gözlerle kapıda belirdi. Kızını o ince, vücuduna yapışan siyah gecelikle koridorun ortasında görünce kaşlarını hafifçe çattı.

“Bahar? Kızım, bu saatte ne yapıyorsun ayakta?”

Bahar, soğukkanlılığını hemen geri kazandı. Masum, uykusu kaçmış bir çocuk edasıyla omuzlarını silkti. “Su içmeye kalkmıştım babacığım, Furkan abimi görünce biraz yanına uğradım ama o çok gergin, beni tersledi,” dedi, sesine hafif bir kırgınlık ekleyerek.

Mustafa Bey, kızının bu çocuksu sitemine kıyamadı. “İşi başından aşkın bu aralar, sen ona bakma. Hadi, geç yatağına da dinlen.”

Beklenmedik İstek

Bahar, odasının kapısına vardığında durdu. Kalbi hâlâ Furkan’la yaşadığı o andan dolayı hızlı çarpıyordu ama içindeki o durulmak bilmeyen libido, babasının şefkatli sesini duyunca yeni bir yöne sapmıştı. Kapının kolunu tutmuşken babasına geri döndü, gözlerini hafifçe kırpıştırarak en savunmasız bakışını takındı.

“Baba… Küçükken yaptığın gibi, uykum gelene kadar yanımda kalır mısın? Çok huzursuzum, uyuyamıyorum.”

Mustafa Bey, karşısındakinin artık 18 yaşında genç bir kadın olduğunu bir anlığına unutup, o eski “küçük kızını” gördü. Gülümseyerek başını salladı. “Pekala, madem prensesimiz uyuyamıyor…”

Yatağın Sıcaklığı ve Tehlikeli Temas

Odaya girdiler. Bahar, yorganın altına girdi, babası ise yatağın kenarına, yanına uzandı. Odanın loş ışığında Mustafa Bey kızının saçlarını okşamaya başladı. Babası için bu sadece bir sevgi gösterisiydi, evladını teskin etme çabasıydı. Ancak Bahar, abisinden alamadığı o fiziksel yakınlığın boşluğunu, babasının heybetli gövdesine sığınarak doldurmaya çalışıyordu.

Bahar, yavaşça babasına doğru sokuldu. Başını onun göğsüne koydu ve bacağını babasının bacaklarının üzerine hafifçe attı. Mustafa Bey, kızının bu kadar yakınlaşmasını tamamen bir sevgi yumurcağı olmasına yordu ve kolunu Bahar’ın omuzlarına dolayarak onu kendine çekti.

Bahar, babasının üzerinden yayılan o ağır, güven veren kokuyu içine çekerken, ince geceliğinin üzerinden babasının sert vücut hatlarını hissediyordu. Elini babasının tişörtünün üzerinden karnına koydu ve parmak uçlarıyla küçük, belirsiz daireler çizmeye başladı.

“Seni çok seviyorum baba… İyi ki varsın,” diye fısıldadı.

Mustafa Bey, kızının alnına masum bir öpücük kondurdu. “Ben de seni kızım, hadi uyu artık.”

Bahar, babasının uykulu nefes alışverişlerini dinlerken, kendi vücudundaki yangının daha da körüklendiğini hissediyordu. Babasının o hiçbir şeyden habersiz, saf şefkati; Bahar’ın zihnindeki o yasak arzularla birleşince odadaki hava daha da ağırlaştı. Babası yanında uykuya dalarken, Bahar karanlığın içinde gözlerini tavana dikmiş, altındaki ıslaklığı ve vücudundaki o elektriklenmeyi bastırmaya çalışıyordu.



İletişim