KH Kayıp Hikayeler Gerçek Hikayeler • Gerçek Hayatlar
KH MAX

SON

Hepinize selamlar. Ben Alper, 21 yaşında üniversite öğrencisi bir gencim. Anlatacağım olay yaklaşık bir ay önce oldu. Ablam 24 yaşında Ceren adında bir fıstıktır. 170 boyunda, 60 kg tam sikmelik bir hatundur. Arasıra onun cep mesajlarını okur, paralalden sevgilisi ile konuşmalarını dinler azdıkça azardım. Çünkü konuşmalarında hep birdaha nasıl sikişeceklerini planlarlardı. Neyse ben hikayeme geçeyim. Geçen ay benim okul bitince antalyaya tatile gitmeye kara verdik ikimiz. 5 yıldızlı süper bi otele yerleştik. Odaya yerleşir yerleşmez ablam bikinisini giydi havuza girmek için. Sanki bilerek küçük alınmış bir bikiniydi. Sütyenin kenarında göğüsleri dışarı fırlayacak gibiydi. Altı ise kalçalarını kapamaya yetmiyordu. Neyse bu şekilde havuza indik. Havuzda ben şakalaşmak bahanesiyle durmadan ablamı elleyip ona dayıyor, Kucaklayıp sıkıştırıryordu. Neyse havuz keyfi böyle bitti. Odaya çıkıp sırayla duş aldık. Önce ablam duş aldı ve küçücük bir havluya sarılarak çıktı. Amını kapatmak için biraz havluyu aşağıya sarmıştı ve iri göğüs uçları görülüyordu. Bende hemen duşa grip 31 çektim ve rahatladım. Duştan çıktığımda ablam diz kapaklarına kadar inen pileli mavi bi etek giymişti. Üstündeki beyaz bodyden göğüsleri adeta taşıyodu. Bu şekilde önce yemeğe sonra diskoya gittik.Diskoda ben ablama alkolü verdikçe içiyordu. Nasılsa sen yanımdasın diyordu ama asıl tehlikenin bu olduğunu bilmiyordu. Alkolle birlikte dansa da başladık. Ben ablamıa sarılıyor onun kalçalarını, göğüslerni yavaş yavaş okşuyordum. Ablamda arada eteğini yukarı çekiyor bacaklarını bana sunuyordu. Bu şekilde 2`ye kadar dans ettik. Ablam artık ayakta duramıyordu. Odaya götürürken kalçalarını istediğim gibi avuçluyordum. Ben danın kapısının kartını çıkarmaya çalışırken bir yandan elimi eteğin altına sokmuş artık aşikari avuçluyordum. Ablam neden geldik ne güzel dans ediyorduk dedi. Bende merak etme ben seni sabaha kadar oynatıcam dedim ve kapıyı açtım. Kapıyı kapatıp ablamı hemen kapıya dayadım ve öpmeye başladım. Oda bi bacağını belime sardı ve karşılık verdi. Hemen bodysini çıkarıp sütyeni üstünden göğüslerine daldım ve on yatağa attım. Sütyenini çıkarıp göğüs uçlarıı ısırarak yaladım. Bi elimle de amını okşuyordum. Amı vıcık vıcık olmuştu ve inlemeye başlamıştı. Yavaş yavaş göbeğine öperek indim. Ve nihayet başımı eteğini altına soktum. Kilodunu bacaklarını yalayarak çıkardım ve başımı amına gömdüm. Zevkten inliyor ve başımı bastırıyordu. Amı tertemizdi. Artık o ama girmeliydim . Eteğini de çıkardım ve belinin altına bi yastık koydum.Bacaklarını iyice açtım ve yavaş yavaş girmeye başladım. Sokarken gözlerimin içine bakıyordu ve yüzü acı ve zevkten şekil değiştirmeye başladı. Bu beni daha da azdırdı ve hesini soktum . Gidip gelmelerimle göğüsleri hop hop zıplıyor ve deli gibi inliyordu. Bi süre sonra çıkardım ve göbeğine boşaldım. Elini tutup döllerimi vücuduna ve göğüslerine yaydım ve elini yalattım. Amını ve bacaklarını bi süre dahaokşadım ve sonunda yanına sızdım. sabah beni öperek uyandırdı ve nasıl başardın beni yatağa atmayı dedi. Bende o kadar içkiyi boşuna içirmedim sana dedim. Kalktık ve duşta da seviştik ve havuza indik. Orda dünküne nazaran daha rahattık ve deli gibi oynaştık. O bir hafta süper geçti ve istanbulda aynı evde yanlız yaşadığımız için bir aydır ablam artık benim karım. Her akşam işten geliyor sevişiyor ve beraber yatıyoruz.

Merhaba ben buğlem 19 yaşındayım , erkek kardeşim kaan 16 yaşında hikayeme bayılacaksınız iyi okurlar 🙂

Bir gün kardeşimin bilgisayarına oturdum öyle gezinirken porno felan izlediğine denk geldim çok şaşırsamda ergen diye geçiştirdim , biraz zaman geçti günlerden farklı bir gün sabah uyandım çayı felan koydum bizimkiler işteydi kardeşim uyuyordu sofrayı hazırladım kardeşimin odasına girdim uyandırmak için boxerle yatmış siki açıkca fırlamış duruyordu ilk kez olmasada daha öncede görmş fikir sahibi bir bakireyim açıkcası bir tık hoşuma gitti odadan çıkıp kardeşime seslendim uyandı o ara aklımda deli düşünceler acaba denesem mı kardeşimle felan kendim kabul edip kahvaltı sonrası plan kurdum

İlk amacım kardeşimi ikna etmekti zor olmayacaktı diye dusunup odama geçtim , mini eteğimi ve ustume crop giydim salona geçtim kardeşime seslendim geldi bir baktı bana şaşırdı oyle sexi olmama , yanıma gel otur dedim, geldi yanıma konuya girdim sen yeni ergensin cinsel konular merak edersin felan derken , gel sana bir kez yardımcı olayım ablacım deyip şortunun üstünden sikini ellemeye başladım , yok ablamsın dogru değil desede elimde sertleşen siki hoşuna gidiyordu , ya sus hadı çıkartalım sikini deyip şorttan çıkardım hafıf dikilmiş bana bakıyordu siki ,elimin arasına alıp iyice okşayıp tükürdüm yukarı aşağı okşadım okşadım ıyıce sertleşti , aa sen beni merak etniyormusun deyip eteği kaldırdım pembe daracık amımı gorunce yaa abla cok guzel dokunayımmı dedi dokun dedim oda elini amıma attı yavas yavaş oynamaya başladı , oynadıkca sulandım daha azdım koltugun üzerinde birbirimizle oynamaya devam ederken hadii uzan ablacım dedim sırt ustu uzandı eğildim karşısına crobu çıkartıp attım ve ucunu opup dilimi etrafında gezdirip agzıma aldım güzelce yukarı aşağı sıvazlayıp emmeye başladım in kalk sok çıkar agzımla dilimle onu kıvrandırırkenn ablaa geliyor demesiyle agzıma boşaldı bir güzelde yuttum döllerini dilimle temizleyip , daha sonra kucagına geçip ıkı pembe ıslak am dudaklarımın arasında surtmeye başladım , ileri geri kendimi bastırıp sürtünürken bir kaç kez girmeye çalıştı hayırr bakireyim sakın girme surtmeye devam ett diyerek hızlanıp daha ateşlı hal aldıkk ben bastırıp surtterken bir eli kalçamda gezıyor oksuyor diğeri memede sıkıp bırakıyor oksuyor o şekildeyken biraz titreme biraz kasıntı bende kucagına boşaldımm fıskıra fıskıraa o da tekrar boşalcaktı ki kalkıp kucagından geri çekilip sikini meme arama alıp yukarı asagı yapıp boşalmasını sagladım oylelikle kardeşşimi ve kendimi delice azdırdıgım ve kardeşimi hazırladığım bir gündü …

Siteye yeni geldim ve destek olmak amaçlı işbirliğine başladım ve ilk hikayemi yayınlıyorum.

Hikayede Henüz 16 yaşındaydım abim ise 19

Okulun o yorucu, kasvetli havasından sonra eve dönmek her zaman rahatlatıcı olurdu. Ama o gün evde garip, sessiz bir enerji vardı. Anahtarı çevirip içeri girdiğimde annemin ayakkabılarını göremedim; muhtemelen her zamanki gibi üst kattaki Nebahat teyzeye kahve dedikodusuna kaçmıştı. Evde sadece abim Tan vardı. Üzerindeki rahat eşofmanıyla salonda oturuyordu. Beni görünce hafifçe gülümsedi, aramızda her zamanki o mesafeli ama sıcak abi-kardeş ilişkisi vardı. Birlikte mutfağa geçip alelacele bir şeyler atıştırdık, havadan sudan konuştuk. Yemekten sonra üzerimdeki ağırlığı atmak için odama geçtim. Okul üniformamı çıkarıp üzerime sadece ince, bacaklarımı açıkta bırakan mini bir şort ve askılı bir atlet geçirdim. Yatağa uzanıp telefonumu elime aldım, sosyal medyada öylesine gezinirken kapı hafifçe tıklandı.

“Gel,” dedim sesimi biraz yükselterek.

Tan içeri girdi. Kapıyı arkasından tamamen kapatıp kilitlemedi ama aralık da bırakmadı. Yatağın kenarına ilişti, gözleri bir an üzerimdeki rahat kıyafetlere kaydı ama hemen toparladı.

“Napıyorsun bakalım?” diye sordu, sesi her zamankinden biraz daha boğuk geliyordu. “Hiç, uzanıyorum öyle, yorulmuşum,” dedim. “Özledim seni ya,” dedi, gözlerimin içine bakarak. “Eskisi gibi hiç vakit geçiremiyoruz. Yanına yatayım mı biraz? Şöyle eskisi gibi sarılıp uzanalım.”

İlk başta çok normal geldi. Sonuçta o benim abimdi, küçüklüğümüzde kaç kere beraber uyumuştuk. “Gel yat,” dedim ve yatakta biraz kenara kayarak ona yer açtım.

Tan yatağa girdi ve bana doğru döndü. Kolunu başımın altına uzatıp beni kendine doğru çekti. Ben de gayriihtiyari kollarımı ona doladım, başımı göğsüne koydum. Her şey çok masum başlamıştı ama birkaç dakika sonra ortamdaki hava tamamen değişti. Tan, sağ bacağını yavaşça kaldırıp benim bacaklarımın üzerine attı. O an, tam kalçamın hizasında sert, sıcak ve oldukça büyük bir kütlenin baskısını hissettim. Gri eşofmanının altındaki siki tamamen dikleşmişti ve tam olarak bana temas ediyordu.

Nefesim boğazımda düğümlendi. Şok olmuştum, ne yapacağımı bilemedim. Kalbim deli gibi çarpmaya başladı. Yaşım gereği cinselliği, erkeklerin anatomisini yeni yeni keşfediyordum ama abimin bana karşı böyle bir tepki vermesi beni hem korkutmuş hem de garip bir şekilde kilitlemişti. Renk vermemeye çalışarak hafifçe geri çekilmek istedim ama izin vermedi.

“Kardeşim, seni çok seviyorum biliyorsun değil mi?” diye fısıldadı kulağıma doğru. Sıcak nefesi boynumu yalayıp geçti. “Şu an… biraz ihtiyaçlarım var. Bana yardımcı olsan ne olur ki? Aramızda kalır.”

“Ne… ne diyorsun abi sen? Ne yardımı?” diyebildim, sesim titriyordu.

Cevap vermek yerine elimi tuttu. Güçlü parmaklarıyla elimi kavrayıp yavaşça aşağıya, kendi bacaklarının arasına indirdi. Avucumu o gri eşofmanın üzerindeki devasa, taş gibi sertleşmiş zonklayan sikinin üzerine bastırdı.

“Bak, sana nasıl kalktı… Dokunsana biraz, delireceğim yoksa,” dedi.

“Yok abi, bırak, saçmalama!” diyerek elimi hızla çekmeye çalıştım.

Ama Tan benden çok daha güçlüydü. Elimi bırakmadığı gibi, beni iyice altına alacak şekilde üzerine doğru çekti. Dudaklarını aniden dudaklarıma bastırdı. Islak, sert ve emici bir öpücüktü bu. Bir yandan beni öpüyor, diğer yandan boşta kalan eliyle şortumun üzerinden kalçamı sıkıca kavrayıp okşuyordu.

“Abii ya… Bırak, istemiyorum, yapma!” diye mırıldandım dudaklarının arasından, onu göğsünden itmeye çalışarak.

Fakat o durmadı. Aksine, benim karşı koyuşum onu daha da hırslandırmış gibiydi. Öpücükleri boynuma, köprücük kemiklerime doğru indi. Tenimi ıslatarak emiyor, bir eliyle de askılı atletimin altından içeri sızıp çıplak memelerimi sertçe yoğuruyordu. Göğüs uçlarımın onun parmakları arasında sıkışmasıyla vücudumdan aşağı kaynar sular döküldü. Korku, yerini yavaş yavaş daha önce hiç hissetmediğim, kasıklarımı sızlatan garip bir sıcaklığa bırakıyordu.

Tan aniden üzerimden kalktı. Gözlerimin içine baka baka eşofmanını ve iç çamaşırını tek hamlede dizlerine kadar indirdi. Sırtüstü yatağa uzandı. Karşımda damarları fırlamış, kıpkırmızı ve tamamen çıplak siki dimdik duruyordu. Gitgide büyüyor, ucundan şeffaf bir zevk sıvısı sızıyordu.

“Hadi kardeşim, gel oyna şununla. Yoksa çok daha kötü şeyler olacak, ikimiz de duramayacağız,” dedi, sesi emir kipiyle karışık bir arzu barındırıyordu.

Korkudan ve o an içimi kaplayan o tuhaf büyüden dolayı mecbur kalmıştım. Yatakta doğruldum, dizlerimin üzerinde durarak ona doğru yaklaştım. Titreyen elimi uzatıp o sıcak, kalın eti kavradım. Avucumun içinde zonkluyordu. Yukarı aşağı yavaşça hareket ettirmeye başladım. Derisi elimde kayıp gidiyordu. Ben onun sikiyle oynarken, Tan boş durmadı; doğrulup ellerini şortumun içine soktu. Külotumu kenara sıyırıp parmaklarını doğrudan çıplak amıma sürttü.

“Ah…” diye hafif bir inleme döküldü ağzımdan.

Parmakları amımın dudakları arasında gezinirken, oranın çoktan sırılsıklam olduğunu fark etti. Benim bu tepkim onu daha da azdırdı. İçimdeki zevk dalgası o kadar büyümüştü ki, artık karşı koymayı tamamen bırakmıştım. O sert dokunuşlar, yasak olmasının verdiği o inanılmaz haz beni ele geçirmişti.

“Artık yeter… Gel kucaklarıma,” dedi Tan, sesi sabırsızlıkla titreyerek.

Beni bileklerimden tuttuğu gibi hızla üzerine, kucağına çekti. Yüz yüze gelecek şekilde onun üzerine tünemiştim. Şortumu ve külotumu tamamen sıyırıp yatağın kenarına fırlattı. Şimdi tamamen çıplaktım ve amım, onun o devasa, ıslak sikinin tam üzerindeydi.

Tan kalçalarımı sıkıca kavrayıp beni aşağıya doğru bastırdı. Sikinin o sert, küt başını amımın ıslak dudaklarına dayadı ve git-gel yapmaya başladı. İçime girmiyordu ama tam o hassas noktama, klitorisime o sertliği sürttükçe başım dönüyordu. Her yukarı aşağı hareketinde, siki bacaklarımın arasında kayıyor, zevk suları birbirine karışıyordu.

“Çok güzelsin… Amın sıcacık,” diye inledi Tan, kafasını geriye atarak. Bir eliyle kalçamı tokatlıyor, diğer eliyle memelerimi sıkarak göğüs uçlarımı çekiştiriyordu.

Ben de artık kendimde değildim. Kalçalarımı onun ritmine uydurmuş, kendimi o sertliğe doğru bastırıp duruyordum. İçimden bir ses tamamen içime girmesini, beni paramparça etmesini istiyordu. Tam o ritmin en hararetli, ikimizin de boşalmanın eşiğine geldiği o doruk noktasında, aşağıdan büyük bir gürültü koptu.

Çaaat!

Dış kapının kapanma sesi evin içinde yankılandı. Annemin “Demet! Tan! Evde misiniz?” diyen sesi merdivenlerden yukarı doğru yükseldi.

Zaman durmuş gibiydi. Gözlerimiz dehşetle birbirine dikildi. Apar topar, adeta havada uçarak birbirimizden ayrıldık. Tan hızla eşofmanını yukarı çekti, üzerini başını düzeltti. Ben yerdeki şortumu ve külotumu kapıp yatağın altına fırlattım, üzerime hemen yorganı çekip yatar pozisyona geçtim. Kalbimiz göğüs kafesimizden fırlayacak gibi atıyordu, nefes nefşeydik.

Annem odanın kapısını açtığında, Tan yatağın kenarında oturmuş telefonuyla oynuyor gibi yapıyordu, bense yorganın altında güya uyku sersemiydim.

“Aa, ikiniz de buradasınız. Ses gelmeyince merak ettim,” dedi annem içeri göz atarak. “Yemek yedik de anne, Demet’in uykusu vardı, ben de yanında oturuyordum öyle,” dedi Tan, sesindeki o soğukkanlılığa hayran kalmıştım.

Annem şüphelenmeden kapıyı kapatıp mutfağa geçti. Tan yavaşça ayağa kalktı, kapıya doğru yürürken arkasını döndü. Gözlerinde, az önce yarım kalan o işin, o sıcaklığın vahşi pırıltısı hala duruyordu. Dudaklarını sessizce oynatarak “Daha bitmedi” der gibi baktı ve odadan çıktı.

Yatakta tek başıma kaldığımda, bacaklarımın arasındaki o ıslaklık ve sızı hala oradaydı. Ve işin kötü tarafı… Bunu tekrar yaşamak için içimde büyüyen o deli arzuyu durduramıyordum.

Merhaba ben Selen(16) yaşında liseli bir kızım bu hikayemde abim ve kuzenim ile yaşadığım ilginç ve yorucu anı anltcam iyi okurlar..

Annemlerin o sabah apar topar köye gitme kararı alması, evde uzun zamandır özlediğimiz o özgür alanı yaratmıştı. Abim Baran ile baş başa kalmıştık. Aslında sakin bir gece geçiririz diye düşünüyordum ama Baran öğleden sonra odama gelip, “Akşama kuzenimiz Can’ı çağırıyorum, güzel bir alkol masası kuracağız, itiraz istemem,” dediğinde heyecanlanmadım diyemezdim. Can’la aramız her zaman iyiydi ve üçümüz bir araya geldiğimizde muhabbet hep sarardı.

Akşamüstü telefonuma Baran’dan bir mesaj düştü. Salonda, yan odada olmasına rağmen mesaj atmıştı:

Baran: “Ufaklık, Can yolda. İçkileri soğuttum, mezeleri hazırlıyorum. Üzerine rahat, salaş bir şeyler giy de gel. Bu gece tamamen gevşeme gecesi.”

Ben: “Tamamdır abi, hemen hazırlanıp geliyorum. Müzik listesini ben ayarlıyorum o zaman!”

Aynanın karşısına geçip üzerime rahat, ince, gri bir askılı bluz ve altıma da vücudumu iyice saran siyah bir tayt geçirdim. Saçlarımı dağınık bir topuz yapıp salona geçtim. Can çoktan gelmişti. Masanın üzerinde dubleler, rakı, mezeler ve loş bir ışık vardı. Ortam daha ilk dakikalardan insanı mayıştırmaya yetiyordu.

Saatler ilerledikçe kadehler boşalıp doldu. Alkolün etkisiyle muhabbet koyulaşmış, kahkahalar havada uçuşuyordu. Can’ın ve Baran’ın bakışlarının ara sıra üzerimde toplandığını hissediyordum ama alkolün verdiği o rahatlıkla pek üzerinde durmadım. Bir ara başımın döndüğünü, midemin hafifçe bulandığını hissettim.

“Ben bir elimi yüzümü yıkayayım, hemen dönerim,” diyerek masadan kalktım ve banyoya geçtim.

Aynaya baktığımda yanaklarımın kızardığını, gözlerimin çakmak çakmak olduğunu gördüm. Musluğu açıp soğuk suyu yüzüme çarparken banyonun kapısı hafifçe aralandı. İçeri giren Baran’dı.

“İyi misin güzelim? Çok mu hızlı gittin?” diyerek arkama geçti.

İki elini belime koyup beni destekler gibi tuttu. O sırada arkamda, tam kalçamın üzerinde sert bir baskı hissettim. Pantolonunun üzerinden bile net bir şekilde hissedilen o sertlik, onun benden tahrik olduğunu gösteriyordu. Alkolün kafasıdır, erkek milleti işte, kendi kendine kalkmıştır diye düşünüp bozuntuya vermedim. Dikkatimi dağıtmaya çalışarak, “İyiyim abi, sadece biraz başım döndü,” dedim ve arkamı dönüp banyodan çıktım.

Salona geri döndüğümüzde Baran arkamdan gelip omuzlarımı tuttu. “Bak alkol insanı fena sıcaklatır. Üstündeki o bluz sıkmıyor mu seni? Çıkar rahat et, yabancı yok, biz bizeyiz şurada,” dedi.

Önce biraz duraksadım. “Yok abi, iyi böyle,” dedim ama o sırada Can da araya girdi. Gözlerini doğrudan dekolteme dikerek, “Harbiden kızım, kasma bu kadar. Evdesin işte, rahatına bak,” diyerek ısrar etti.

Alkolün yarattığı o cesaret ve sıcaklıkla bluzun eteklerinden tutup tek hamlede kafamdan çıkardım. Altımda sadece dantelli, göğüslerimi iyice dik gösteren sütyenim kalmıştı. Koltuğa geri oturduğumda ikisinin de gözlerinin doğrudan meme dekolteme, göğüslerimin kavislerine kilitlendiğini fark ettim. Hava iyice ısınmıştı, ortamdaki o cinsel gerilim elle tutulur cinstendi ama hiçbir şey diyemiyordum. İçten içe bu ilginin beni de heyecanlandırmaya başladığını hissediyordum. Yine de daha fazla dayanamayacağımı düşünüp, “Ya beyler, benim kafam çok fena. Ben biraz odama geçip uzanacağım,” diyerek ayağa kalktım ve odama süzüldüm.

Yatağa uzandığımda gözlerim kendiliğinden kapandı. Alkolün etkisiyle derin bir sızıntıya dalmıştım. Ne kadar süre geçti bilmiyorum ama odanın kapısının yavaşça açıldığını ve yatağın benim olduğum tarafının çöktüğünü hissettim. Gözlerimi araladığımda Baran yanıma uzanmış, yüzü yüzüme çok yakın bir şekilde bana bakıyordu.

“Efendim abi? Bir şey mi oldu?” diye mırıldandım uykulu bir sesle.

“Sana bakmaya geldim güzelim… İyi misin diye merak ettim,” dedi sesi her zamankinden daha boğuk ve hırıltılı çıkıyordu.

Bunu söylerken kolunu belime doladı ve beni kendine doğru çekti. O an, banyoda hissettiğim o devasa sertliğin, şimdi kot pantolonunun üzerinden doğrudan kalçama baskı yaptığını hissettim. Sikinin sıcaklığı ve büyüklüğü taytımın üzerinden bile etimi eziyordu.

Baran kulağıma doğru eğildi, nefesi tenimi yaktı: “Abicim… Çok güzelsin. Bu gece abine biraz yardımcı olsan, bir şeyler yapsak fena mı olur?” demesiyle dudaklarını boynuma gömdü.

“Ya abi hayır… Yapmasak mı acaba? İstemiyorum…” diye fısıldadım ama sesim bile kendi içinde kararsızdı. O sırada elleri çoktan sütyenimin üzerinden göğüslerimi kavramış, sertçe sıkmaya başlamıştı.

Ona doğru döndüm, gözlerinin içine baktım. “Abi lütfen, doğru değil bu,” dedim.

Baran gözlerimin içine bakarak, “Sus ve kendini abine bırak güzel kardeşim. Pişman olmayacaksın,” dedi ve beni sertçe kendine çekip dudaklarımı mühürledi.

Dudaklarımı hoyratça, diliyle zorlayarak öpmeye başladı. Alkolün ve o yasak arzunun etkisi vücudumu ele geçiriyordu. O beni yukarıdan ateşli bir şekilde öperken, eli taytımın belinden içeri süzüldü. Parmakları külodumu sıyırıp doğrudan amımın ıslaklığına dokunduğunda vücudum kasıldı. Klitorisimi parmaklarının ucuyla sertçe ezmeye, am dudaklarımı parmaklarıyla aralayıp beni ıslatmaya başladığında daha fazla dayanamadım. İçimden yükselen o yoğun zevkle ben de ona karşılık vermeye, dudaklarını aynı şehvetle öpmeye başladım. Kalçalarımı parmaklarına doğru bastırıyordum.

Yatakta bir süre bu şekilde, parmaklarının amımdaki ıslak git-gelleriyle ve sert öpücüklerle kavrulduktan sonra Baran beni elimden tutup ayağa kaldırdı. “Burası kesmez bizi, gel salona geçelim,” dedi. Salona döndüğümüzde Can masada oturmuş, viskisini yudumluyordu ama gözlerindeki o açlığı görebiliyordum.

Baran koltuğa oturdu ve beni doğrudan kucağına çağırdı. Hiç tereddüt etmeden gidip kucağına, o sertleşmiş sikinin tam üzerine oturdum. Kalçalarım onun erkekliğiyle birleştiğinde inledim. Baran beni arkadan kavrayıp boynumu ve omuzlarımı ısırarak öperken, tam karşımda oturan Can ayağa kalktı. Yanımıza geldi, eğilip dudaklarıma yapıştı. Can’ın dili ağzımın içinde dolanırken, Baran’ın elleri sütyenimi yukarı sıyırmış, çıplak göğüslerimi avuçluyor, uçlarını parmaklarının arasında eziyordu. Can’ın elinin de taytımın üzerinden amımı sertçe sıktığını hissettim. İkisinin birden beni böylesine arzulaması beni tamamen çileden çıkarmıştı.

Can’ın nefesi hızlanmıştı, gözleri dönmüştü. Baran, Can’a bakarak, “Gel lan, gel sen de dahil ol, bu çıtırın bu gece tadına varacağız,” dedi.

Beni koltuğa sırtüstü uzattılar. Üzerimde ne sütyen kalmıştı ne de tayt; tamamen çırılçıplaktım. Can bacaklarımın arasına geçti. Dizlerimi omuzlarına doğru itip amımı tamamen gözlerinin önüne serdi. Alkolün ve azgınlığın etkisiyle sırılsıklam olmuş amımı görür görmez dilini doğrudan klitorisime sürttü. Sert ve ıslak diliyle amımı, dudaklarımı yukardan aşağıya yalarken kendimden geçiyordum. Kalçamı onun yüzüne doğru bastırıyordum.

O sırada Baran da pantolonunu indirmiş, o damarlı, kıpkırmızı olmuş devasa sikini serbest bırakmıştı. Baş ucumda duruyordu. Sikini doğrudan ağzıma doğru uzattı. “Yala abinin sikini, hadi güzelim, em şunu,” dedi. Baran’ın sikinin başını dudaklarımın arasına aldım. Dilimle sünnet derisinin etrafını yalarken, o da sikini yavaş yavaş boğazıma doğru itiyordu. Bir yandan Can amımı deliler gibi yalıyor, parmaklarını içime sokup çıkarıyor; diğer yandan Baran’ın sikini ağzımda köpürterek emiyordum. Vücudumda öpülmedik, yalanmadık tek bir santimetrekare bile kalmamıştı.

Bir süre bu şekilde devam ettikten sonra Baran artık dayanamayacağını söyledi. Beni koltukta dizlerimin üzerine getirdi, domalttı. Arkama geçti, kalçalarımı iki yana doğru açarak o ıslak ve dar göt deliğimi ortaya çıkardı.

“Bakire olduğun için amına girmeyeceğiz, orası temiz kalacak ama bu küçük götünü bu gece genişleteceğim,” diye fısıldadı.

Göt deliğime tükürük sürerek hafifçe esnetti. Ardından o kalın, damarlı sikinin başını göt deliğime yasladı ve sertçe tek bir hamlede içime itmeye başladı. Götümün yırtılacağını sandım, canımın acısıyla çığlık attım ama Baran kalçalarımı sıkıca tutmuş, durmadan köklemeye devam ediyordu. “Ahhh, çok darsın siktir, çok iyi,” diyerek içimde git-geller yapmaya başladı. Her ileri gidişinde sikinin götümün içindeki o baskısını hücrelerime kadar hissediyordum.

Ben arkadan Baran’ın sert vuruşlarıyla sarsılırken, Can tekrar önüme geçti. Salyaları akan, tamamen sertleşmiş sikini doğrudan ağzıma verdi. Baran arkadan götümü pompalarken, ben de önümde Can’ın sikini çılgınlar gibi yalıyor, ağzıma alıp sonuna kadar emiyordum. İkisinin ritmiyle kendimden geçmiştim. Salonda sadece etlerin birbirine çarpma sesi, inlemelerim ve ağzımdaki o şapırtılar yankılanıyordu.

Bu çılgınlık, bu doyumsuz şehvet sabaha kadar durmaksızın devam etti. Pozisyonlar değişti, roller değişti; bir an bile durmadık. İkisi de defalarca ağzıma, yüzüme ve göğüslerime boşaldı. Bedenim tamamen onların sıvılarıyla kaplanmıştı.

Güneş odanın pencerelerinden içeri sızmaya başladığında üçümüz de koltukta, darmadağın bir hâlde, yorgunluktan bitap düşmüş şekilde uzanıyorduk. Her yerimiz sırılsıklamdı ve inanılmaz yorulmuştuk.

Biraz kendimize gelip dinlendikten sonra hızlıca kalkıp banyoya geçtik. Sırayla, hatta bir ara beraber duş alarak vücudumuzdaki o gecenin izlerini, kokularını temizledik. Salondaki içki masasını, etraftaki kanıtları panikle ortadan kaldırdık, evi havalandırdık.

Biz her şeyi bitirip salonda normal bir şekilde oturmuş kahve içerken, dış kapının anahtar sesi duyuldu. Annemler köyden dönmüştü. Yorgunluktan gözlerimiz kapansa da, birbirimize bakıp o gecenin sırrını gözlerimizle mühürledik ve hiçbir şey olmamış gibi ailemizi karşıladık.

Ben Sude(24) bu hikayemde erkek kardeşim mert(19) ilişkimi anlatcam sizlere…

Sıradan bir Salı sabahıydı. , tam bir erkek olduğunun farkına vardığı o en azgın dönemlerindeydi. Sabah uyanıp mutfakta buluştuğumuzda ikimizin üzerinde de sadece ev halleri vardı. Ben altıma ince, kalçamı saran gri bir eşofman giymiştim; içine çamaşır almamıştım. Mert ise gevşek bir şortla geziyordu.

Birlikte çok az konuşarak kahvaltı yaptık ama aramızdaki o tuhaf, kelimelere dökülmeyen gerilim havada asılı gibiydi. Gözleri ara sıra eşofmanımın üstünden belli olan hatlarıma kayıyordu, ben de bunun farkında olarak bilerek esniyor, vücudumu geriyordum. Kahvaltıdan sonra herkes kendi odasına çekildi.

Birkaç saat telefonda takıldıktan sonra canım inanılmaz sıkıldı. Aslında canım sıkılmaktan ziyade, sabah Mert’in bana bakışıyla içimde uyanan o kaşıntıyı büyütmek istiyordum. Telefonumu elime alıp yan odadaki Mert’e mesaj attım.

Sude: Ne yapıyorsun ufaklık? Odandan hiç ses çıkmıyor. Mert: Bilgisayarda takılıyorum abla, oyun oynuyorum. Hayırdır, sıkıldın mı? Sude: Çok sıkıldım. Geliyorum yanına, beni eğlendir. Mert: Gel valla, kapı açık.

Telefonu yatağa fırlatıp Mert’in odasına geçtim. Kapıyı aralayıp içeri sızdığımda sandalyesinde oturmuş, kulaklığı tek kulağına takmış pürdikkat ekrana bakıyordu. Arkasından yaklaşıp ellerimi omuzlarına koydum, boynuna doğru hafifçe eğildim. Kokusu burnuma dolunca alt tarafta bir yerlerin şimdiden ısınmaya başladığını hissettim.

“Ne oynuyorsun bakayım?” dedim sesimi bilerek biraz yumuşatarak.

“Her zamanki oyunlar işte abla, sarıyor,” dedi ama benim yakınlığımdan dolayı sesinin hafifçe titrediğini fark ettim.

“Biraz da ben oynayacağım,” dedim ve o daha ne olduğunu anlamadan, itiraz etmesine fırsat vermeden bacaklarımı iki yana açarak doğrudan kucağına oturdum.

Yüzüm ekrana dönüktü ama bütün ağırlığım ve kalçam tamamen onun kucağındaydı. Yaklaşık 5-10 dakika boyunca güya oyunu izledim, fareyi tutan elinin üstüne elimi koydum. O sırada altımda, şortunun kumaşının arkasında hızla büyüyen ve taş gibi sertleşen o devasa şeyi hissetmeye başladım. Mert’in sikinin o sıcak, kalın ve dikleşmiş hali tam olarak iki kalçamın arasındaki o çatalın ortasına denk geliyordu. Nefes alışverişleri hızlanmıştı. Ne o tek bir kelime etti ne de ben bozuntuya verdim; sadece kalçamı çok hafifçe, sanki pozisyon değiştiriyormuş gibi o sertliğin üzerinde kaydırdım. İkimiz de neyin yaklaştığını biliyorduk.

Kucağından yavaşça kalktım. Gözlerinin içine bakıp, “Ben biraz uzanacağım, oyunun bitince gelsene,” dedim ve odadaki yatağa geçip sırtüstü uzandım.

İnce gri esofmanımın kumaşı, zaten ıslanmaya başlayan ve şişen amımın dudaklarını tamamen dışarı vurmuştu. Şortumun üstünden o kabarık, belirgin üçgen şekil resmen ‘beni al’ diyordu. Mert’e doğru döndüm. “Gel yanıma uzan, özledim seni,” dedim

Hiç ikiletmedi. Kulaklığı masaya fırlattığı gibi yatağa, yanıma sokuldu. Önce kollarını belime doladı, beni göğsüne çekti. Kokusu, teninin sıcaklığı derken içimdeki o dişi tamamen kontrolden çıktı. Daha fazla dayanamayacağımı anlayıp hızla doğruldum ve bu sefer yüzüm ona dönük olacak şekilde kucağına tırmandım. Dizlerimin üzerinde yükselip tam o sertleşmiş erkekliğinin üzerine oturdum.

Gözlerinin içine, tam göz bebeklerine baktım. Sesim neredeyse fısıltı gibiydi ama odadaki sessizlikte yankılandı: “Ablanı istiyor musun Mert?”

Gözleri parladı, yutkundu. “Çok istiyorum abla… Delireceğim her gün seni düşünmekten,” dedi. Dudaklarımı dudaklarına bastırdım. İlk başta minik, masum bir öpücüktü ama Mert’in elleri anında kalçalarıma inip beni kendine doğru sertçe bastırınca iş çığırından çıktı.

Dudaklarımız birbirini sömürürken, dillerimiz ağzımızın içinde birbirine dolanırken Mert ellerini eşofmanımın belinden içeri, çıplak tenime soktu. Avuçları kalçamın o dolgun etlerini kavradı, sıktı. Sonra parmakları daha da aşağı kaydı; arkadan göt deliğimin üzerini okşayıp oradan öne, sırılsıklam olmuş amımın dudaklarına doğru uzandı. Kumaşın altından bile parmaklarının o sıcak baskısı beni bitiriyordu. Libidom tavan yapmıştı, nefes nefese kalmıştım.

Dudaklarımı dudaklarından zorlukla ayırıp geri çekildim. Gözlerindeki o açlığı gördüm. Hemen altındaki şortunu ve baksırını tek hamlede aşağı indirdim. Mert’in o kıpkırmızı, damarları fırlamış, zonklayan siki tamamen dışarı fırladı. Sünnet derisinin altından sızan o ilk zevk suyunu gördüm. Hiç duraksamadan eğildim; o kalın, sert erkekliğini önce dudaklarımla kavradım, ardından dilimi altından üstüne doğru uzunca yaladım.

“Ahhh ablaaa… Devam et, siktir çok güzel yalıyorsun…” diye inledi, başını arkaya atıp gözlerini yumdu.

Sikinin o baş kısmını ağzımın içine alıp iyice vakumlayarak emmeye başladım. Ellerimle de taşaklarını kavrayıp hafifçe oynuyordum. Mert yatakta resmen kasılıyordu. Kendinden geçmişti, kalçasını hafifçe yukarı kaldırarak ağzımın içine doğru itiyordu kendini. Sadece birkaç dakika bu tempoda devam ettim ki Mert’in bacakları titremeye başladı. “Abla boşalıyorum, çekilme!” diye bağırdı.

Sertçe birkaç kez daha emdim ve tam o anda Mert’in sıcak, koyu dölü ağzımın içine tazyikle fışkırdı. Ağzımı hiç açmadan, o yoğun sıvının hepsini yuttum, kenarlardan sızanları da dilimle yalayıp temizledim. Yüzüme bakarken gözlerinde hem bir şaşkınlık hem de inanılmaz bir gurur vardı.

Ama benim işim bitmemişti; amım adeta alev alev yanıyordu. Hızla üzerimdeki gri eşofmanı tamamen sıyırıp attım. Çırılçıplak kalmıştım. Tekrar kucağına çıktım, o henüz tam sönmemiş ama yumuşamaya yüz tutmuş sikinin üzerine amımı bastırıp sertçe sürtünmeye başladım. İkimizin de sıvıları birbirine karışıyordu, o kadar ıslanmıştım ki çıkan o ıslak şap şap sesleri odayı dolduruyordu. İçime almak için deliriyordum ama hala bakireydim, o zarı bozup işi büyütmek istemiyordum.

Kucağından indim, yatağın ortasında dizlerimin üzerine çöküp popomu Mert’in yüzüne doğru diktim, yani tam anlamıyla domaldım. “Arkamdan gir Mert, dayanamıyorum,” dedim.

Mert hemen arkama geçti. Önce o sıcak diliyle göt deliğimin etrafını, kalçalarımın arasını uzun uzun yaladı. Huylanarak ve zevkten eriyerek yatağın çarşafını sıktım. İyice ıslatmak için parmaklarına ve sikinin ucuna bolca tükürdü. O kalın, taş gibi kafayı göt deliğimin üzerine dayadı.

Yavaşça, milim milim itmeye başladı. İlk başta canım yandı, içim bir garip oldu, “Ah, yavaş Mert, çok büyük…” diye inledim. Mert durdu, sırtımı eğilip öptü, sakinleştirici sözler fısıldadı. Deliğim o kalınlığa alıştıkça Mert yavaş yavaş daha derine, köküne kadar girmeye başladı.

Tamamen içine aldığında o doluluk hissi beni deli etmeye yetti. Mert tempoyu artırdı. Arkamdan her gidiş gelişinde kalçaları kalçalarıma çarpıyor, odada sadece etin ete vurma sesi yankılanıyordu. Arada bir elini kaldırıp popoma sert şaplaklar indiriyor, popomun etleri titriyordu. Bu beni daha da azdırıyordu. Sırtımı, boynumu arkadan öperek, saçlarımı çekerek beni resmen altına aldı ve sildi süpürdü. En sonunda, “Abla, arkana bırakıyorum!” diye hırıldadı ve birkaç sert darbenin ardından sıcak dölünü tamamen götümün içine, derinliklere boşalttı.

Mert o kadar yorulmuştu ki kendini geriye doğru yatağa bıraktı, nefes nefese kalmıştı. Ama benim amım hala zonkluyordu ve o son raddede patlamaya ihtiyacım vardı. Hiç vakit kaybetmeden Mert’in göğsünün üzerinden geçip tam yüzünün üstüne oturdum. Amımın o sırılsıklam, şişmiş dudaklarını doğrudan ağzına, burnuna dayadım.

Mert durumu hemen anladı; elleriyle kalçalarımı tutup beni kendine sabitledi ve dilini amcığıma soktu. Klitorisimi o kadar hızlı, o kadar profesyonelce yalamaya başladı ki emdiği her saniye vücudum sarsılıyordu. Deli gibi inliyordum, odanın duvarları sesimle inliyordu. Yaklaşık beş dakika boyunca dil darbeleriyle beni delirtti ve en sonunda o büyük kırılma anı geldi.

Vücudum tamamen kilitlendi, kalçamı Mert’in yüzüne iyice bastırdım ve zevkten çığlık atarak, adeta fışkıra fışkıra yüzüne, ağzına boşaldım. Boşalırken orgazmın etkisiyle titriyordum.

Her şey bittiğinde ikimiz de yatakta yığılmış, nefesimizi toplamaya çalışıyorduk. Bir süre sonra birbirimize bakıp gülümsedik. Yataktan kalktık, banyoya geçtik. Beraber sıcak suyun altına girdik; birbirimizin vücudundaki o döl ve aşk sıvılarını nazikçe yıkayıp temizledik, sanki hiçbir şey olmamış gibi odalarımıza geri döndük ama ikimiz de artık o eski kardeşler olmadığımızı çok iyi biliyorduk.

Erkek muhabbetlerinde her zaman yazılı olmayan kurallar vardır. En büyük, en delinmez kural da bellidir: Arkadaşının kız kardeşine asla o gözle bakmazsın. Defne’yi yıllardır tanıyordum. Can dostum, kardeşim dediğim adamın küçük kız kardeşiydi. Ama o küçük kız büyümüş, 18’ine basmış ve son zamanlarda bana bakarken gözlerindeki o çocuksu hayranlık yerini çok daha tehlikeli, çok daha davetkar bir kadına bırakmaya başlamıştı. Ben 22 yaşındaydım, kanım deli akıyordu ve onun o dolgun dudaklarını, mini eteklerinin altından parıldayan bacaklarını fark etmemek için kör olmam gerekirdi. Yine de kendimi tutuyordum. En azından o güne kadar.

Hafta içi bir öğleden sonraydı. Bizimkiyle dışarı çıkacaktık, arabayla kapının önüne gelip kornaya bastım ama telefon edip “Kanka iki dakika yukarı gelsene, cüzdanı arıyorum” deyince mecbur arabadan indim. Apartman dairesinin zilini çaldığımda kapıyı o açtı. Üzerinde ev haliyle giyilmiş, kalçalarını zar zor örten mini bir şort ve askılı bir bluz vardı. Göğüs uçlarının sütyensiz kumaşın altından belli belirsiz dikleştiğini gördüğümde yutkundum.

“Ooo, Berk abi? Hoş geldin,” dedi, gözlerinin içi parlayarak. “Hoş bulduk Defne. Abin yukarda mı?” dedim, gözlerimi vücudundan çekmeye çalışarak. “Yukarda, cüzdan telaşında yine. Geçsene içeri, ayakta kalma.”

İçeri geçip salondaki koltuğa oturdum. Defne de tam karşımdaki tekli koltuğa, bacak bacak üstüne atarak yerleşti. O bacak bacak üstüne atışla şortu iyice yukarı sıyrılmış, bembeyaz ve pürüzsüz uylukları tamamen gözlerimin önüne serilmişti. Sohbet etmeye başladık ama gözleri sürekli dudaklarımda ve omuzlarımda geziniyordu. “Seni de bayadır göremiyoruz abi, özlettin valla,” derken sesindeki o flörtöz tonu yakalamamak imkansızdı. Neyse ki abisi salona daldı da o gerilim o anlık bölündü.

Akşam tam anlamıyla bitip bizimkini eve bıraktığımda hava kararmıştı. Onu apartman kapısında indirirken, Defne’nin de marketten dönmüş, apartman girişinde durduğunu gördüm. Elindeki poşetle kapıda dikilmiş, doğrudan bana bakıyordu. Abisi önden içeri girerken arabanın açık camından ona doğru baktım. Göz göze geldik. Dudaklarını hafifçe ısırdı, alt dudağını parmağıyla düzeltti ve bana çok manidar bir gülücük atıp içeri girdi. Eve dönerken direksiyondaki ellerim terlemişti.

Gece yarısı saat 01:30 sularında yatakta tavanı seyrederken telefonum titredi. Ekrandaki isim kalbimin hızlanmasına yetti: Defne.

Defne: Nasılsın Abi? Berk: İyidir canım, yatmaya hazırlanıyordum. Sen? Defne: İyi abii… Şey dicem ya, yarın hiç okula gidesim yok. Bizimkilere de hayatta söyleyemem, keserler beni dksjdks Berk: Eee yani? Ben ne yapabilirim bu durumda kardeşim? 🙂 Defne: Beni sabah alsan? Okula gidiyormuş gibi çıksam evden, beni yakın bir yerden alsan. Eğer işin yoksa tabii… Seninle gezsek, baş başa takılsak olmaz mı?

Parmaklarım klavyenin üzerinde duraksadı. Bu çok tehlikeli bir oyundu ama içimdeki o arzu çoktan mantığımı gömmüştü. Yine de biraz ağırdan satmam gerekiyordu.

Berk: Yok, olmaz öyle şey. Saçmalama Defne, okuluna git sen. Defne: Yaa abii… Olur olur ne olacak sanki, kim duyacak? Çok sıkıldım zaten her şeyden. Kırma beni lütfen… Hem fena mı olur baş başa kalırız? 😉 Berk: Tamam, sabah 08:15’te okulun iki sokak arkasındaki pastanenin önünde ol. Alırım seni. Defne: Yaşasın! Harikasın abi, iyi geceler…

Sabah dediğim saatte pastanenin önüne yanaştım. Çok geçmeden ara sokaktan belirdi. Üzerinde okul forması olarak giydiği o pileli, ekoseli mini etek ve üzerine tam oturan beyaz bir gömlek vardı. Arabaya biner binmez etrafa yayılan o şekerli, kadınsı parfüm kokusu arabayı sardı.

“Günaydın abi,” dedi, eğilip yanağımdan öperken. Dudakları tenime değdiğinde içim ürperdi. “Günaydın. Bak başımıza iş açmayalım?” dedim arabayı hareket ettirirken. “Açmayız merak etme, abim hayatta uyanamaz bu saatte,” diyerek kıkırdadı.

Önce sahil kenarında sakin bir yerde kahvaltı yaptık. Ama onun gözleri sürekli üzerimdeydi. Gömleğinin üstten iki düğmesini açmıştı ve eğildikçe o dik, diri göğüslerinin çatalı tamamen meydana çıkıyordu. Kahvaltıdan sonra ne yapacağımızı düşünürken, “Hava biraz serin gibi, gel bir alışveriş merkezine gidelim, hem dolanırız hem bir şeyler içeriz” dedim.

Büyük bir AVM’nin en alt katındaki, tenha ve loş otoparkına girdik. Arabayı tenha bir köşeye, kolon arkasına park ettim. Emniyet kemerimi çözüp tam kapıyı açacakken Defne elimi tuttu.

“Abi dur… Hemen inmeyelim. Biraz arabada sohbet edelim, çok özlemişim seninle yalnız kalmayı,” dedi. Ses tonu tamamen değişmişti; artık o küçük kız çocuğu gibi değil, tamamen beni arzulayan bir kadın gibi konuşuyordu.

“Eee, anlatsın bakalım Defne hanım, neymiş dertleri?” diyerek ona doğru döndüm.

Defne cevap vermek yerine gözlerimin içine baka baka elini uzattı, vitesin üzerindeki sağ elimi kavradı. Sonra o elimi yavaşça kendi bacağına doğru indirdi. Pileli eteğinin bittiği yere, o ten rengi ince çorabının bittiği, çıplak uyluğunun başladığı o sıcak, yumuşak yere koydu elimi. Elimi onun teninde hissetmek beynime sıçrayan bir elektrik dalgası gibiydi.

Hafifçe geri çekilmeye çalışarak, “Defne… Napıyorsun sen? Saçmalama,” dedim ama sesimdeki kararsızlığı o da fark etmişti.

“Ya abi… Kimsecikler yok işte burada. Abim de duymaz, bilmez,” dedi. Ses fısıltıya dönüşmüştü. Yüzünü yüzüme doğru yaklaştırdı, gözleri dudaklarıma kilitlenmişti. Elimi tekrar tuttu ve bu sefer çok daha kararlı bir şekilde eteğinin altına, bacaklarının tam arasına doğru bastırdı. “Güzel değil miyim Berk? Gitmek istemiyorum okula falan… Takılalım işte.”

Bu sözler son direncimi de kırdı. “Çok güzelsin amına koyayım…” diye mırıldandım.

Defne daha fazla beklemeden öne doğru atıldı ve dudaklarıma yapıştı. O an otoparkın loşluğunda, arabanın içinde zaman durdu. Dudakları sıcacıktı, dilini hemen ağzımın içine itti. Vahşi, aç bir şekilde öpüşmeye başladık. Dudaklarımız birbirini sömürürken, eteğinin altındaki elim artık tamamen kontrolden çıkmıştı. İnce çorabının üzerinden bacaklarını sıkarak yukarı, külotunun olduğu yere doğru ilerledim.

Eteğini tamamen beline kadar sıyırdım. Altında beyaz, dantelli ince bir külot vardı ve daha şimdiden sırılsıklam olmuştu, kumaş tenine yapışmıştı. Elimi o ıslaklığın üzerine koyup parmaklarımla amının o şişkin dudaklarını külotun üzerinden okşamaya başladım. Defne ağzımın içine doğru derin bir inleme bıraktı, kalçasını parmaklarıma doğru bastırarak yukarı kaldırdı.

“Ah… Berk… Çok iyisin…” diye inildedi dudaklarımın arasında.

Daha fazla dayanamadım, parmaklarımı külotunun kenarından içeri, o çıplak, sıcacık ve sırılsıklam etin içine daldırdım. Amı adeta alev alev yanıyordu, klitorisi şişmiş ve zonkluyordu. Orta parmağımı o ıslak yarıkta yukarı aşağı sürtmeye, klitorisini dilimle oynar gibi parmağımla ezmeye başladım. Defne’nin başı arkaya doğru düştü, gözleri hafifçe kapandı, nefes alışverişleri arabayı dolduran tek ses haline geldi. Hafif hafif, kesik kesik inliyordu ve o ses beni tamamen çileden çıkarıyordu. Yaklaşık 5-10 dakika boyunca arabanın ön koltuğunda dudaklarımız kopmadan, dillerimiz birbirine dolanarak, ellerim onun o daracık, ıslak amını hoyratça okşayarak seviştik. Kürküne dokundukça daha da ıslanıyor, parmaklarımın arasında kayıyordu.

Ama burası basık ve her an birinin geçebileceği bir otoparktı. “Burada rahat edemeyiz,” dedim nefes nefese. Dudaklarımı onunkilerden ayırdım.

Defne’nin gözleri şehvetten dumanlanmıştı. “Götür beni… İstediğin yere götür abi,” dedi. Artık “abi” kelimesi bir akrabalık bağı değil, aramızdaki o yasak hazzı körükleyen kirli bir fantezi kelimesine dönüşmüştü.

Arabayı hemen çalıştırdım. AVM’den çıkıp, şehrin biraz dışındaki, ağaçlık ve kimsenin uğramadığı kör bir tali yola sürdüm. Arabayı durdurur durdurmaz kontağı kapattım. Doğrudan arka koltuğa geçtim. Defne de hiç vakit kaybetmeden eteğini tamamen yukarı sıyırıp, külotunu bacaklarından sıyırarak ön koltuktan arkaya, kucağıma doğru tırmandı.

Yüz yüze gelecek şekilde kucağıma oturdu. Çıplak, ıslak kalçaları kot pantolonumun üzerindeki sertliğe baskı yapıyordu. Tekrar öpüşmeye başladık. O buralarda çok daha rahattı. Elleri hemen kemerime gitti, düğmemi çözdü ve fermuarımı aşağı indirdi. Boxerımın içinden artık tamamen taş gibi olmuş, zonklayan aletimi kavradı. Elinin o küçük, yumuşak ayasıyla sikimi kökünden ucuna kadar sıvazlamaya başladı. Ben de ellerimi onun o yuvarlak, pürüzsüz kalçalarına indirdim. Parmaklarımı o dolgun etlerin arasına geçirip kalçasını iyice kendime doğru çektim. Benim elim onun ıslak amında, onun eli benim sertleşmiş sikimde; ikimiz de azgınlıktan kudurmuş durumdaydık.

“Berk… Dayanamıyorum artık, gir içime,” diye fısıldadı kulağıma doğru, nefesi boynumu yakıyordu.

Onu kucağımdan hafifçe yana kaydırdım ve koltuğa yüzüstü, arkası bana dönük olacak şekilde uzandırdım. O pileli okul eteği beline kadar açılmıştı, o pürüzsüz bembeyaz kalçaları ve tamamen ıslanmış olan amı arkadan bütün ihtişamıyla bana bakıyordu. İki elimle kalçalarını kavradım, parmaklarımla o dolgun etlerin arasını iyice açtım. Sikimi onun o daracık, ıslak yarıklarının arasına yerleştirdim.

Kafamı eğip sırtını, boynunu öperken, sikimin o ıslak, pembe başını amının dudaklarına yavaşça sürttüm. Defne kalçasını arkaya doğru iterek aletimi tamamen içine almak istiyordu. Kendimi daha fazla tutamadım, kalçalarından sıkıca kavrayarak yavaşça ama kararlı bir şekilde içindeki o sıcaklığa doğru gömüldüm.

“Ahhh! Berk… Çok büyük…” diye çığlık benzeri bir inleme bıraktı arabanın içine.

Amı sıcacık ve daracıktı, sikimi adeta bir eldiven gibi sıkıca sarıyordu. İçinde yavaş yavaş git-geller yapmaya başladım. Arabanın amortisörleri her hareketimizde gıcırdıyor, etlerimizin birbirine çarpma sesi loş boşlukta yankılanıyordu. Hızlandım. Kalçalarına sert tokatlar atarak, o beyaz tenin kızarmasını izleyerek arkasından pompalamaya başladım. Her darbede Defne ön koltuğun sırtlığına tutunuyor, çıldıra dönmüş bir şekilde inliyordu. “Daha sert… Berk, lütfen daha sert sik beni…” diye yalvarıyordu resmen. O kudurmuş hali beni de tamamen bitiş çizgisine yaklaştırıyordu. İçinde birkaç dakika daha deli gibi gidip geldikten sonra, sıcaklığın tam zirvesine ulaştığımı hissettim. İçine boşalmamak için kendimi son anda geriye çektim ve sikimi o daracık vajinasından hızla çıkardım. Tam arkasına, o bembeyaz, pürüzsüz kalçalarının üzerine yoğun, sıcak döllerimi fışkırttım.

Nefes nefese koltuğa çöktüm. Defne yavaşça doğruldu, arkasına dönüp kalçalarındaki o beyaz sıvılara baktı ve şeytani bir gülümsemeyle bana doğru döndü.

Hâlâ yarı sert duran ve döl bulaşmış olan sikime doğru eğildi. Hiç çekinmeden, o dolgun dudaklarını açarak sikimin ucunu ağzına aldı. Önce o ıslak başını emmeye, dilini etrafında dairesel hareketlerle gezdirmeye başladı. Gözlerini gözlerimden ayırmadan, sikimi derinlemesine ağzının içine alıp çıkarmaya, üzerindeki her damlayı yalayarak temizlemeye başladı. O ıslak dilinin ve sıcak ağzının yarattığı emiş gücüyle bir kez daha kasıldım ve kalan son damlaları da doğrudan onun dilinin üzerine, ağzının içine doğru boşalttım. Hepsini yuttu ve dudaklarını silerek bana doğru gülümsedi.

İşimiz bittiğinde ikimiz de tamamen tükenmiştik. Üstümüzü başımızı toparladık, Defne eteğini düzeltti, saçlarını aynada topladı. Arabayı tekrar çalıştırdım. Hiçbir şey olmamış gibi, sanki sıradan bir günmüş gibi biraz daha şehirde turlayıp sohbet ettik. Ama ikimiz de biliyorduk ki, artık o eski “abi-kardeş” ilişkisi tamamen geride kalmıştı. Onu okul çıkış saatine yakın bir yerde bıraktım. Arabadan inerken bana attığı o son şehvetli bakış, bunun sadece bir başlangıç olduğunun kanıtıydı.

Merhaba Ben Zeynep 42 yaşındayım evliyim bir kızım var. Esmer yeşil gözlüyüm. Ailemin geneli minyondur bende öyleyim. Ama kendime bakarım çekici olduğumu düşünüyorum. Başımdan geçen bu olayı birine anlatamadığım için buraya yazıyorum. Biz üç kardeşiz ben ortakçı benim büyüğüm ablam İstanbul’da yaşıyor evli. Küçüğümüz Burak ise Antalya yaşıyor üniversiteyi okudu ve orada kaldı. 2 yıl önce bir öğretmenle evlendi bize sormadan danışmadan oldu bittiye getirdi ve evlendi. Eşi bizimle çok görüşmez aramaz sormaz bir tip ve beklenen oldu bizimki eşinden ayrıldı. Ailemde git bak destek ol diye bana ve ablama baskı kurdu bizde ablamla ayarladık kızlarımız büyük olduğu için bıraktık ve bir kaç günlüğüne kardeşimizin yanına gittik. Amacımız yeni evini kurmak bir düzen olmuşturmak. Neyse buluştuk konuştuk gece oldu Burak’ın evine geçtik ev de bir şey yok zaten bir yatak bit koltuk kap kacak var eeee nasıl olacak nerede yatacağız derken biz kızlar yatağa geçtik Burak koltukta kaldı. Gece bir ara uyandım malum Antalya sıcağı yandım su içmek istedim içeri baktım bizimki koltukta iki büklüm üzüldüm ablamı uyandırdım oda bizimkini kaldırdı yanımıza gel dedi eski günlerde ki gibi diyerek üç kardeş yatağa girdik. Hava sıcak üzerimde bir tişört ve şort var bir tek Burak sadece şortla üstü çıplak. İlerleyen saatlerde bu sefer ablam rahat etmedi koltuğa geçti ve hemen uyudu. Ben yatağa döndüm Burak karısı sandı heralde ikide bir sarılıp değdiriyor bir tuhaf oldum sik kazık gibi şortu yırtacak. Elimle ererken dokundum taş gibi garip hissettim ve kendimi bıraktım. Bizimki kesin uyuyar ama bir eli ya göğüslerimde yada kalçamda. Bir ara şortumu indirdim eli götüme gelince duraksadı ama bırakmadı dokunmaya devam etti bir tarafım iğrenç bir durum dedede bir tarafım istedi baktım bizimki şortu çıkardı çırılçıplak bana arkadan sokulup amımı elleme başladı sesim çıkmadıkça ileri götürdü ve yavaşça sikini amıma sokmaya başladı inlemeye başladım engel olamadım. Bu hemen korktu ve çekildi bu sefer ben döndüm ve göz göze geldik sesimizi çıkarmadan öpüşmeye başladık. Ne olduğunu bilmiyorum ama onu çok istedim o da beni. Öpüştükten sonra tüm vücudumu yaladı sanki yıllardır bu anı bekliyor ve amımı öyle bir yaladı ki bir elim saçımda bir elimle ağzımı kapatıyorum sesim çıkmasın diye ve sonunda ben boşaldım. Burak yatağa uzandı siki kazık gibi çocukluğunda yıkadığım baktığım kardeşimin siki önümde ve ağzıma alıyorum garip ama çok güzel dakikalarca yaladım ve sonunda boşaldı ağzıma, yuttum garipsemedim ve yuttum. Sonra Burak çekmeceden prezervatif alıp bana verdi sikine taktım ve içime girdi anımdaydı artık ellerim kalçasında gidip geliyordu, dudaklarımız kenetlenmiş sesimizi kesiyorduk ve sonunda Aynı anda boşaldık ve üstümüzü giyerek sarılıp uyuduk. Ben o günden sonra bir bahane ile ablamı gönderdim ve 1 hafta Burak la kaldım engel yok sınır yok sürekli seviştik ve boşaldık.

Ben Ceren bu hikayemde 19 yaşlarındaydım , Kuzenlerle felan köyde kalıyoruz bir gece köydeki odamda uzanıyorum , kuzenim geldi sohbet felan ettik baya biraz zaman geçti , +18 muhabbetler açıldı durdu ve dedi ki “Memene baksam olur mıu” çok şaşırdım ama açtım baktı elledi felan , ben sikine bakmak istedim açtı kocamandı oynadım biraz semsert oldu gel dedim uzan şuraya uzandı yataga ustune çıktım esofmanın ustunden surtmeye başladı o ara opusmeye başladık ama artık ikimizde çok azdık opusurken deli gibi bastırıp surtuyordu ayaga kalktım altımda ki herşeyi çıkarttıp ustune çıktım tekrar iki am dudagının arasına yerleştirip surtunmeye devam ettim arada basını sokup çekıyordu kıvranıyordum bir anda altına alıp sikini amıma dayadı sokmasın diye ittim kızım dedim yapma domalcam öyle arkadan yap dedim

domaldım arkama geçti kaafamı yastıga bastırıp arkaya tukurdu ve girmeye başladı yastıgın içinde acıdan kıvranıp inliyordum bir sikti boşaldı ve bıraktı öylece çıktı gitti …

Baharın Hikayesi Bölüm 3

Bahar’ın yaşadığı o yoğun gözlemden sonra içindeki enerjiyi bir şekilde dışarı atması gerekiyordu. 4. Bölümde, evin boşalmasını fırsat bilen Bahar’ın, sevgilisiyle olan sınır tanımaz buluşmasını işliyoruz.

4. Bölüm: Boş Evdeki Yasak Şölen

Anne, baba ve Furkan’ın bir pazar ziyareti için evden çıkmasıyla, Bahar beklediği o sessizliğe kavuşmuştu. Ancak bu sessizlik onun için huzur değil, bir patlama noktasıydı. Kapı deliğinden izlediği o görüntüler, babasının annesi üzerindeki hakimiyeti ve o ritmik sesler zihninde yankılanmaya devam ediyordu. Hemen telefonuna sarıldı ve sevgilisi Arda’yı çağırdı.

Arda eve geldiğinde, Bahar onu kapıda o ince, üzerinde sabahki terin ve heyecanın izlerini taşıyan siyah geceliğiyle karşıladı. Arda daha ne olduğunu anlamadan, Bahar onu içeri çekip dudaklarına yapıştı.

Salondaki İlk Temas

Salona geçtiklerinde Bahar’ın sabrı kalmamıştı. Az önce babasının oturduğu o koltuğa Arda’yı iterek oturttu. “Hemen şimdi,” diye fısıldadı sesi titreyerek. Arda, Bahar’daki bu vahşi ve aç hali daha önce hiç görmemişti. Bahar, Arda’nın pantolonunun kemerini hızla çözerken, aklında sadece o sabahki görüntüler vardı; babasının o ham gücü ve annesinin çaresiz teslimiyeti.

Arda’nın sertliğini elinde hissettiği an, Bahar’ın dudaklarından bir inilti koptu. Geceliğini bir kenara fırlattı. Vücudu, salonun loş ışığında pürüzsüz ve davetkar görünüyordu. Arda’nın üzerine çöktüğünde, tenlerinin birbirine değdiği o an çıkan ses, Bahar’ı daha da tetikledi.

Ritmik Haz ve Hatıralar

Bahar, Arda’nın üzerinde yükselip alçalırken gözlerini kapatıyor, kendini o sabah izlediği annesinin yerine koyuyordu. Arda’nın elleri Bahar’ın kalçalarına sıkıca yapışmış, onu kendine doğru çekerken Bahar başını geriye attı. “Daha sert…” diye inledi. Arda’nın her hamlesi, Bahar’ın içindeki o boşluğu doldurmaya çalışıyor, sabahki “röntgenciliğin” yarattığı o sırılsıklam ıslaklık şimdi gerçek bir birleşmeye dönüşüyordu.

Odadaki hava ağırlaşmış, sadece hızlı nefes alışverişleri ve tenlerin birbirine çarpma sesi duyuluyordu. Bahar, Arda’nın boynuna tırnaklarını geçirirken, zihninde babasının annesinin omuzlarını nasıl kavradığını canlandırıyordu. O anki zevk o kadar yoğundu ki, Bahar’ın tüm vücudu titremeye başladı. Arda’nın kasılmış vücuduna sıkıca sarıldı; o sarsılmaz birleşme anında Bahar, sadece bir sevgili değil, o sabah tanık olduğu o ilkel gücün bir parçası gibi hissediyordu.

Zirve ve Sonrası

Bahar, en yüksek noktaya ulaştığında çığlığını Arda’nın omzuna gömdü. Vücudu kasılırken, gözünün önüne tekrar o kapı deliği ve babasının ritmik hareketleri geldi. Arda da onunla birlikte bu yoğun sarsıntıya teslim oldu.

Birkaç dakika sonra, salondaki halının üzerinde yan yana uzanırken Bahar nefes nefeseydi. Vücudu hala sıcak ve zevkin etkisiyle karıncalanıyordu. Arda şaşkınlıkla, “Bu neydi böyle?” diye sordu. Bahar ise sadece gülümsedi. Arda’nın bilmediği şey, bu yaşadıklarının aslında bir sevgiliyle yapılan sıradan bir kaçamak değil, Bahar’ın o evdeki gizli arzularının bir provası olduğuydu.

Bahar doğrulup geceliğini üzerine geçirirken, aynadaki yansımasına baktı. Gözlerindeki o yeni parıltı, artık korkmadığını ve bir sonraki adımının çok daha cesur olacağını söylüyordu. Evin her köşesinde artık o yasak hatıranın izleri vardı.

Merhaba , Ben defne 17 yaşındayım şarışın güzel bakımlı bir kızım , 1.68 55kg felanım bu hikayem abimin arkadası can(24) ile aramda geçti , sosyal medyada gördüm admine yazdım vee sitede paylaşcakk iyi okumalar şimdiden.

Normalde ne kadar libidom yüksek olsada böyle bir hataya düşmezdim ama olanlar oldu artık , bir gün abim annemeler felan işte ben evde yanlızım , kapı çaldı üstümde tayt askılı kapıya gittim gelen can abiydi..

+ Merhaba defne nasılsın kardeşim ?

– İ-iyim abi sen nasılsın

+ bende iyim teşekkürler , kusura bakma rahatsız ettim , sanırım abin evde yokmuş da , bi araba parçası var onu verir misin*

– tabi getireyim abi

Biraz dolandım ve buldum tekrar kapıya döndüm , + yanlızmısın evde

– evet , buyur abi

+ Eğer istersen gel gezelim defne

– yok yok evdeyim teşekkürler abi

+ ee o zaman kahve yapta içelim

– peki gel abi

Eve girdi mutfağa geçtik kahve suyu koyarken felan gözleri sürekli bendeydi hafif jkorku vardı ,kahveyi içtik oturuyoruz yan yana elimi tuttu elini bacağımın ustune attı

– abi napıyosun?

+ ya defnecim çok tatlı olmuşsun birazcık takılsak mı?

yo yoo olmaz öyle şey gider misin ayağa kalktık kapıya doğru giderken belimden kavradı duvara yapıştırdı boynuma opucuk kondurdu gucum yetmedi çırpınamadım bile ve kucakladı odama goturdu yatağa yatırıp ustume geldi , elini taytımın içine soktu hafif okşamaya başlayınca teslim oldum , bir süre öpüştük ayağa kalktı kocaman sikini açtı yalamamı istedi yalamadım yuz ustu yatırıp gotumu eliyle ayırıp tukurdu ve kocaman sıkını yavaş yavaş sokmaya başladı kafama bastırıp çığlık atmamı engelledi bir süre git gel yapıp boşaldı gotume cok yoruldum yanıma uzandı teşekkür ederim defne dedi ve dudagıma opucuk kondurdu hadi git temizlen bende gideyim dedi ve çıktı.

Bir süre yataktan çıkamadım sonra kalktım duşa girdim çok canım yanmıştıı+



İletişim