KH Kayıp Hikayeler Gerçek Hikayeler • Gerçek Hayatlar
KH MAX

SON

Ben Haydar 45 yaşındayım kızım nisa 18 yaşına yeni girmiş güzel beyaz tenli bir kız , yani nasıl desem bu hikaye gerçek olma olasılıgı normalde sıfır ama yaşandıı.. Şimdi iyi okurlar.

Günler pazar günü sabah ailecek kahvaltı felan yaptık biraz oturduktan sonra eşim komşuya çaya muhabbete çıktı ben salonda tv izliyordum kızım odasındaydı , çok az bir zaman geçti kızım duşa girmişti , bende mutfağa çay almaya gitmek için kalktım banyonun karşısından geçerken su sesi ile karışık bir ses duydum kapıya yaklaştım hafif inleme gibi ses geliyordu orarı olmadım o an mutfağa döndüm çayı doldurdum aklıma takıldı bakmak istedim , tekrar banyo kapısına gitti ses gelmiyor gibiydi deliğe eğildim kızım duvara elini dayamış sırtı donuk amını gotunu okşuyor içim gıdıklandı sıkım kalktı kotu hissettim salona döndüm çayımı içtim kapı sesi geldi kızım çıkmıştı ayağa kalktım elimde boş bardak mutfağa gider gibi , karşılaştık ustunde bornozu bacakları gozukuyor çok hosuma gitti sanki kızım değilmiş gibi , Kızım bıcı bıcı mı yapmış gel bir sarılam koklayım gibisine bardagı kenara koydum sarıldım o da sarıldı biraz sıkı sarıldım , babaa yeter ustumu gıyeyım ben dedi sarılmayı bıraktı tabi kızım nasıl istersen cok guzel kokuyorsun dedim arkasını dondu odasına yöneldi , seslendim ,

B: kızım bende yanına gelebilir miyim ?

K: baba gıyıncem olmaz

B : Kızımsın ne olacak ki

K : Olmaz baba

B : Beni kırma geleyim seninle

K : Babacım doğru değil çıplak olcam

B : Kızım lütfen , belki sana faydam dokunur

K : Ne Alaka Baba ?

B: Banyoda ki sesleri duydum hadi gidelim odana

Elinden tutup odasına dogru girdik , oturduk yatağa hadi kızım çıkart bornozu

K: Baba olmaz ya ayıp , gerçekten zorlamasan mı annem de gelmek üzere

Hadi uzatma deyip kalkıp bornozun ipi çozdum on taraf açıldı bembeyaz amı memelri ortaya çıkınca tekrar sarıldım elimi kalçasına göturup oksarken kızım baban seni rahatlatcak korkma aramızda deyip teselli edip yataga dogru geri adım atıp oturdum kızımı kucagıma aldım bornozu komple çıkarıp boynunu opmeye başladım

K : Baba bu çokk garipp ne olacak gerçekten korkuyorum.

Bana bırak kendini kızım rahat ol , memesinin ucunu opup yalarken alttan sertleşen sıkımı esofmandan çıkarıp kızımın eline verdim kızım okşarken dudaklarını opmeye başladım fazla zaman olmadıgı ıcın bıraz daha sıkımın ustune alıp surtmeye başladım git gel yaparken am dudaklarına baskı uygularken kızım ufak ufak ınlemeye başladı baba babacım iyii hissetiriyıoo ohjh derken , kucaktan yanıma alıp domalttım kucuk poposunu ıkiye ayırıp opup yalamaya başladım tertemiz poposunu dilimle sikip iyice ıslattım ve arkasına geçtim sıkımın basını amına surtup ıslaklıgı ile gotune dayadım biraz surtup basını yavaşca gotune sokmaya başladım yavas yavas alıştırıp gotune sıkerken baba yavas acıyor demesi beni daha cok azdırdı ve daha da hızlandım bir süre sıkıp gotune boşaldım ve rahatladım , baba bu cok iyi arada sık beni lutfen dedi o gün kısa sürsede arada yapıyorum 🙂

Üniversite hayatı insanın kendi sınırlarını, arzularını ve en gizli fantezilerini keşfettiği o tuhaf, özgürleştirici dönemlerin başında geliyor. İzmir’deki ilk yılımda yurdun o boğucu kurallarından sıkılıp Bornova taraflarında kendime ait tek odalı, şirin bir ev tuttuğumda, hayatımın tamamen bana ait olduğunu hissetmiştim. Ama o perşembe günü, kampüsten çıkıp metroya doğru yürürken telefonumun ekranında “Babam” yazısını gördüğümde, o sıradan günün hayatımın en cüretkar, en geri dönülemez gecesine dönüşeceğini asla tahmin edemezdim.

Telefonu açtığımda babamın o her zamanki tok, güven veren sesi yankılandı: — Efendim babacım? — Kızım, akşam İzmir’e uçağım var. Birkaç gün orada kalmam gerekiyor, halanlarla bir işimiz var. Sabahtan onu hallederim, sonra yanına gelirim. Dersin yoksa plan yapma, bendesin. İçimi ani bir heyecan ve sevinç kapladı. Tek başıma kalmaktan sıkılmıştım ve onun güven veren varlığını özlemiştim. — Aa, çok sevindim baba! Evdeyim zaten, yarın hiç dersim yok. Bekliyorum mutlaka. Annem gelmiyor mu? — Yok kızım, o gelemez. Kardeşinin okulu var, malum kaynanan da bizde şu ara, yalnız bırakamadı.

Telefonu kapattıktan sonra eve adeta koşarak gittim. Cuma sabahı erkenden uyandım. Evde babamın göreceği her detayın mükemmel olmasını istiyordum. İlk iş olarak kendimi banyoya attım. Sıcak suyun altında tenimi iyice lifledim, kokulu duş jelleriyle vücudumu ovdum. Banyodan çıktığımda tenim pembeleşmiş, yumuşacık olmuştu. Hafif bir kahvaltının ardından evi dip köşe temizledim, mutfağı toparladım. İşler bitince yorgunluktan televizyonun karşısındaki koltuğa uzanmıştım ki, hafifçe dalmışım. Telefonun keskin sesiyle sıçrayarak uyandım. Arayan yine babamdı. — Kızım, havalimanından çıktım. Bir 15-20 dakikaya oradayım, evde bir eksik var mı, istenecek bir şey? — Yok babacım, her şey hazır, seni bekliyorum.

Kapı çaldığında içim kıpır kıpırdı. Kapıyı açar açmaz boynuna atıldım, o erkeksi, tanıdık parfüm kokusunu içime çektim. Uzun uzun hasret giderdik, salonda oturup havadan sudan, benim okulumdan, İstanbul’daki durumlar genel olarak konuştuk. Zamanın nasıl geçtiğini anlamamıştık, akşam çoktan çökmüştü.

“Hadi bakalım, bu kadar tembellik yeter, akşama ne yiyoruz?” diyerek ayağa kalktı. Birlikte mutfağa geçtik. Ben tezgahın önünde salata malzemelerini doğrarken, o da arkamdaki dolaptan tabakları almak için uzandı. İşte her şey tam o saniyede başladı. Arkamdan geçerken, yapılı vücudu, kalçalarıma ve sırtıma hafifçe süründü. O çok kısa, belki de tamamen kazara olan temas, vücudumda elektrik çarpması gibi bir etki yarattı. Kasıklarıma ani bir sıcaklığın yayıldığını hissettim, tüylerim diken diken oldu. Kendimi toparlamaya çalışarak yutkundum ve işime devam ettim ama aklıma o zehirli düşünce çoktan düşmüştü bir kere.

Yemek bittikten sonra babam esneyerek ayağa kalktı. “Yol yorgunluğu, bir de günün koşturmacası… Ben bir duşa gireyim kızım, üzerimdeki kırgınlığı atsın,” dedi ve banyoya geçti.

O banyodayken ben salondaki koltukta adeta kıvranıyordum. Suyun sesini duydukça, mutfaktaki o küçük temas gözümün önüne geliyor, içimdeki o karanlık, yasak arzu çığ gibi büyüyordu. Kendi babamla, o olgun, güçlü adamla böyle bir şeyi deneme fikri beni deli gibi tahrik ediyordu. Daha fazla dayanamadım. Kalbim göğüs kafesimi patlatacak gibi vururken ayağa kalktım ve banyonun kapısına doğru yürüdüm. Kapıyı hafifçe tıklattım: — Babacım? Bir şeye ihtiyacın var mı? Havlu, şampuan falan? İçeriden su sesinin arasından sesi geldi: — Yok yok, sağ ol kızım, her şey var. — Şey baba… Sırtına kese lazımsa gelebilirim? Yardım edeyim istersen. — Yoo, gerek yok kızım, uygun olmaz şimdi, sağ ol. — Aman baba, ne olacak yabancı mıyız? deyip fısıldar gibi konuştum ve kalbimin güm güm atışına aldırmadan kapı kolunu indirip içeriye, o buğulu banyoya adım attım.

Babam duşakabinin buzlu camından içeri girdiğimi fark etmişti. Şaşkın ve huzursuz bir sesle, “Ya kızım, çıksana hadi ama, ayıp denen bir şey var,” dedi. Duşakabinin kapısını sonuna kadar açtım. Sıcak buhar yüzüme vururken, babamın ıslak, geniş omuzlarını ve arkasını dönmeye çalışırken aceleyle önünü kapatmaya uğraşmasını izledim. — Baba sorun değil, alt tarafı kese yapacağım sadece, abartma, dedim. — Ya kızım çıksana, ne yapıyorsun? diye çıkıştı, yüzü kızarmıştı. — Uf baba, sakin ol, dön arkamı sadece, deyip tek bir adımla kabinin içine, sıcak suyun altına girdim. Kıyafetlerim anında sırılsıklam olmuştu ama umurumda değildi.

Elimi sabunlayıp lifi aldım ve babamın o geniş, kaslı sırtından ovmaya başladım. Sırtını, belini yavaşça ovalarken, elimi bilerek ve isteyerek yan taraflardan ön tarafa doğru kaydırdım. Göbeğinin altından, kasıklarına doğru indim ve en sonunda elimin tersini o devasa sertliğe sürttüm. Dokunmamla birlikte babamın nefesi kesildi. Eşofmanının içinde bile belli olan o şey, şu an çıplak ellerimin altındayken sırılsıklamdı, sımsıkı ve kocaman, damarlı bir şekilde avucuma sığıyordu. Babam her ne kadar ahlaki olarak rahatsız olsa da, bedeninin bana verdiği o ilkel tepkiyi gizleyemiyordu. Nefes alışverişleri hızlandı, kalçalarını hafifçe arkaya, elime doğru bastırdı ama son bir iradeyle elimi tuttu. — Hadi tamam, çık artık, ben geliyorum, dedi sesi titreyerek. Daha fazla üsteleyip onu ürkütmek istemedim. “Tamam, salonda bekliyorum,” deyip sırılsıklam kıyafetlerimle kabinden çıktım.

Odamda hemen üzerimi değiştirip minicik, daracık bir şort ve göğüs dekolteli bir askılı giydim. İyice yükselmiştim, amımın içi resmen zevkten sulanmıştı, iç çamaşırım sırılsıklamdı. Heyecanla salonda onun gelmesini bekledim. Babam belinde havluyla çıkıp odasına gidip giyindi ve salona, koltuğa oturdu. O an, içimdeki o yırtıcı arzu tamamen kontrolü ele geçirdi. Koltuğa oturur oturmaz, hiç vakit kaybetmeden doğrudan kucağına zıpladım.

Bacaklarımı iki yana açıp tam o sertleşmiş, eşofmanının altından bana meydan okuyan devasa aletinin üzerine kalçamı bastırarak kucağına yerleştim. Gözlerinin içine arsızca baktım. — Küçük kızın kocaman oldu baba… dedim dudaklarımı yalayarak. Babam ellerini nereye koyacağını bilemeyerek havada tuttu, yutkundu. Gözleri göğüslerime ve altımdaki çıplak bacaklarıma kaydı. — Farkındayım kızım… Büyümüşsün, hem de çok… dedi boğuk bir sesle. — Baba, evimde beraberiz, baş başayız. Çok güzel değil mi? — E-evet kızım, güzel… — Bugün beraber uyuyalım mı? Hı? Ne dersin? — Olmaz kızım, yanlış anlar insanlar, hem doğru değil. — Olur baba, olur… Kim anlayacak? deyip kalçamı o sertliğin üzerine daha sertçe bastırıp ileri geri sürttüm. Dudaklarımı yanağına, kulağının hemen altına bastırıp şehvetli bir öpücük kondurdum ve boynuna sarıldım.

Bir süre o pozisyonda kaldı, altındaki o devasa uyanışın kalçalarımı nasıl yukarı ittiğini hissedebiliyordum. Babam daha fazla dayanamayacağını anlayınca beni yavaşça kucağından indirip, “Biraz hava almam lazım,” diyerek balkona çıktı. Ben de arkasından gittim. Balkonun serinliğinde, aramızdaki o yoğun gerilimle havadan sudan konuştuk ama ikimizin de aklı az önceki temastaydı. En sonunda yatma vakti geldi.

Yatak odasına doğru yürürken elinden tuttum, adeta onu peşimden sürükledim. “Baba, hadi gel,” diyerek onu yatağıma götürdüm. — Uzan baba, ben de üstümü değişip geliyorum, dedim. Yatağın kenarına oturduğunda, tam gözünün önünde, üzerimdeki o dar şortu aşağıya doğru yavaşça indirdim. Altımda hiçbir şey yoktu, çıplak kalçam ve tamamen ıslanmış olan amım gözünün önündeydi. Babam hemen gözlerini kapattı, yüzünü yana çevirdi. — Ne yapıyorsun kızım yanımda? Kapat üstünü! dedi ama sesi heyecandan titriyordu. — Bir şey olmaz baba, yabancı mıyız? deyip başka bir mini şortu üzerime geçirip yatağa, yanına sızdım.

Arkamı ona döndüm, sırtımı göğsüne yasladım. Onun bana sarılmasını istiyordum ama o araya mesafe koyarak yatağın ucuna çekildi. Ben durur muyum? Geriye doğru iyice yanaştım, dolgun kalçamı sertçe kasıklarına bastırdım. — Hadi babacım, daha sıkı sarıl bana, üşüyorum, dedim. Babam dayanamayıp kolunu belime doladı, beni arkadan kendine doğru çekti. O sıcaklık ve arkamda hissettiğim o sert direk beni tamamen delirtti. Arkamı dönüp yüzümü yüzüne yaklaştırdım. Elimi yavaşça aşağıya, eşofmanının üzerinden o deli gibi büyümüş olan aletine götürdüm. Avucumla yukarı aşağı okşamaya başladım. — Aa… Kızım dur, ne yapıyorsun sen? Yapma… diye inledi hafifçe. — Babacım, bu gece seni istiyorum. Hadi ama… Biricik kızını mutlu etmeyecek misin? — Hayır, olmaz, bu çok yanlış… — Olur olur… Başkası mı baksın bana? Başkasıyla mı yapayım? Biricik kızını başkasına mı yar edeceksin? dedim, bu kelimeler onu tamamen bitirdi.

Eşofmanının bağını çözüp elimi içeri soktum. Çıplak, damarlı, sımsıcak ve sem sert olan o kocaman yarrağı esaretinden kurtarıp dışarı çıkardım. Dokunmamla birlikte babam başını geriye doğru attı, hafifçe inledi. O devasa şeyi kavrayıp kendi bacak aramın içine aldım, şortumun üzerinden amımın tam üzerine denk getirip yukarı aşağı sürrtmeye başladım. Babam artık tamamen razı olmuştu, gözlerindeki o ahlaki engel tamamen erimiş yerini vahşi bir şehvete bırakmıştı. — Kızım… Yapmamalıyız ama… diye fısıldadı son kez. — Baba sus, konuşma, devam et hadi… dedim.

“Sen bilirsin…” dedi boğuk, hırıltılı bir sesle. O an o şefkatli baba gitti, yerine beni arzulayan yırtıcı bir erkek geldi. Belimden güçlü elleriyle kavradı, beni altına doğru alırken dudaklarıma kapandı. Vahşice, dillerimizi birbirine dolayarak öpüşmeye başladık. Öpüşürken bir eliyle şortumu tek hamlede kalçamdan aşağıya indirdi. Çıplak amımın üzerine o sıcak, zonklayan yarrağının başını dayamasıyla birlikte ağzının içine doğru yüksek sesle inledim: — Ahh… Baba… Ben halen bakireyim… Canım acır mı? Babam o devasa yarrağın başını amımın ıslak dudaklarına sürterek gözlerime baktı: — Ya… Dön arkanı o zaman, öyle yapalım, dedi. — Hayır, hayır! İlkimi sen al, sen boz beni hadi! Sapla bana babacım! diye yalvardım.

Babam belimi sıkıca kavradı ve o devasa, kalın yarrağını yavaş yavaş amımın daracık, bakire deliğine doğru itmeye başladı. Kızlık zarımın gerilmesiyle içimde müthiş bir sızı ve aynı zamanda akılalmaz bir zevk dalgası yayıldı. Hafif hafif inleyerek yatakta çırpınırken, babamın alnından süzülen terler göğsüme damlıyordu. Zevkten uçuyordum. Babam sert bir hamleyle yarrağının hepsini içime soktu; o an canımın acısıyla karışık hissettiğim o doluluk hissi beni benden aldı. İçimde o devasa sertliği hissederken, babam durmaksızın git-gel yapmaya başladı. Yatak odası, tenlerimizin birbirine çarpma sesiyle ve ikimizin karşılıklı inlemeleriyle yankılanıyordu. Beni altına alıp sertçe, acımadan, tam bir erkek gibi dakikalarca sikti. Amımın içindeki o dar duvarların yarrağını nasıl sıktığını hissettikçe daha da delirdi.

Bir süre sonra beni kucağına aldı, yarrağı hala içimde gömülüyken beni banyoya doğru taşıdı. Sıcak suyu açtı, su üzerimizden akarken ayaküstü beni banyonun soğuk duvarına yasladı. Tek bacağımı havaya kaldırıp, sırılsıklam olmuş halimizle duvara yaslayarak beni amımdan vura vura sikmeye devam etti. Kalçalarımın duvara çarpma sesi su sesine karışıyordu. Orada da tatmin olmadı; beni tekrar kucağına alıp odaya, yatağa döndürdü. Beni kucağına oturttu, üst üste pozisyon değiştirerek, bağırta bağırta, o sert ve damarlı yarrağıyla amımı sabaha kadar hunharca dövdü. Gece boyunca ev, ikimizin günahkar ve şehvet dolu çığlıklarıyla inledi; gün ağarana kadar durmaksızın birbirimizin teninde kaybolduk.

Aylin’in İlk Gecesi

Ankara’nın o soğuk cumartesi sabahına uyandığımda, içimde her zamankinden çok daha farklı, adeta tenimi kavuran bir enerji vardı. Kendimi bildim bileli libidom hep akranlarımdan çok daha yüksekti; internette okuduklarım, arkadaş ortamlarında konuşulanlar içimdeki o merak ve arzu ateşini hep daha da körüklemişti. Ama benim asıl dönüm noktam, birkaç ay önce gece yarısı su içmek için kalktığımda annemle babamın yatak odasından gelen o boğuk inlemeleri, etin ete çarpma seslerini duymam olmuştu. O günden beri gözüm hep babamdaydı. Ahmet, 48 yaşında olmasına rağmen haftada birkaç gün spor yapan, geniş omuzlu, esmer, acayip bakımlı ve karizmatik bir adamdı. Benim babamdı ama aynı zamanda evdeki tek gerçek erkek figürüydü. Annem Merve (49) zaten gezmeyi tozmada olan, kendine bakan bir ev hanımıydı; abim Serkan (25) ise marketteki müdürlük koşturmacasından kafasını kaldıramayan, evde gölge gibi yaşayan biriydi. Babamı aklıma koymuştum ama beni kızı olarak gördüğü için her şeyin farkında olmadan bana yaklaşıyordu. Bu durumu tersine çevirmeyi, onu kendi dünyama çekmeyi kafaya koymuştum.

O sabah her şey çok normal başladı. Mutlu, kahkahalı bir aile kahvaltısı yaptık. Masada babamın kol kaslarına, çay bardağını tutan o güçlü parmaklarına baka baka içim eridi. Sofra toplandıktan sonra hemen odama kaçtım. Yatağa uzanıp telefonumu açtım; bizim lise grubunda erkek arkadaşımla ve kızlarla laklak ediyorduk. O sırada en yakın arkadaşım Sude’den özel bir mesaj düştü.

Sude: “Kızım bak, dün gece sevgilime atmak için çektim. Sence nasıl, çocuk delirir mi?”

Mesajın hemen altında bir fotoğraf vardı. Sude, aynanın karşısında altındaki o daracık dantelli külotla duruyor, elleriyle göğüslerini yukarı doğru bastırıp o pespembe, dikleşmiş meme uçlarını kameraya sergiliyordu. Fotoğrafa baktığım an sanki içimden aşağıya doğru sıcak bir şey kaynadı. Külotumun saniyeler içinde sırılsıklam olduğunu, amcığımın zonklamaya başladığını hissettim. Elimi şortumun üzerinden kasıklarıma götürüp klitorisimi biraz ovaladım ama yok, bu hafif dokunuşlar beni kesinlikle rahatlatmıyordu. Benim çok daha sert, çok daha gerçek bir şeye ihtiyacım vardı.

Yataktan fırladım. Aynanın karşısına geçtim. Üzerime kalçalarımı sımsıkı saran, resmen etime yapışan daracık mini bir şort geçirdim. Üstüme ise sütyen takmadan, o dikleşmiş, sert meme uçlarımı tamamen belli eden, incecik, hafif iç gösteren beyaz bir crop giydim. Hazırdım.

Salona doğru yürürken mutfakta annemin bulaşıkları toparladığını gördüm. Yanına gidip biraz yardım eder gibi yaptım, gözüm salondaki babamdaydı. Annemin işi bitince oturmak için salona geçtim. Babam televizyonda bir şeyler izliyordu. Yanındaki koltuğa geçip onunla muhabbet etmeye başladım; okuldan, Gelecek planlarımdan bahsettik. Muhabbet öyle güzel sarmıştı ki, içimdeki cesaret iyice katlandı. Çocuksu bir sevgi gösterisi bahanesiyle aniden ayağa kalkıp babamın kucağına oturdum.

“Canım babam benim,” diyerek kollarımı onun o kalın boynuna doladım.

Babam bana sarıldı, beni hala onun o küçük, masum kızı sanıyordu. Ama o an, benim altımdaki o durum içimdeki Baharı tamamen alevlendirdi. Kalçamı tam bacaklarının arasına yerleştirmiştim ve tam altımda, onun şortunun altında bir sertlik hissettim. İnanılmaz kalın ve sert bir şey kalçama baskı yapıyordu. O an libidom öyle bir fırladı ki, amcığımdan resmen sular boşanıyordu. O kucaktan ömür boyu kalkmak istemedim, kalçamı o sertliğe daha çok bastırdım. Babam durumdan hafifçe tedirgin olmuş gibi, “Hadi bakalım koca kız oldun, biraz yanıma otur,” diyerek beni kucağından kaldırdı, yanına oturtup saçlarımı sevmeye devam etti.

Tam o sırada annem antreden bağırdı: “Ahmet, ben üst kattaki Nermin’e çıkıyorum, biraz kahve içip dedikodu yapacağız. Geç kalmam!”

Kapı kapandığı an içimden bir çığlık kopardım. Abim odasında uyuyordu, annem evden çıkmıştı. Bu benim için kaçırılmayacak bir fırsattı. Ama babamı ikna etmenin ne kadar zor olduğunu biliyordum, adam tam bir duvar gibiydi. İşimi adım adım yürütmeliydim.

“Baba, ben çok bunaldım, bir duşa giriyorum,” diyerek banyoya koştum. Sıcak suyun altında vücudumu yıkarken aklım tamamen salondaki o sertlikteydi. Hemen planımın ilk adımını uyguladım. Duşakabinin kapısını hafifçe aralayıp dışarıya doğru bağırdım: “Babaaa! Sırtıma lifim yetişmiyor, gelip bir keseleyebilir misin rica etsem?”

Salondan babamın o kalın sesi geldi, hafifçe öksürdü: “Kızım, abin evde, uyandır o yardım etsin ya da annen gelince yaparsın… Ayıp olur şimdi,” dedi. Sesindeki o hafif çekinceyi, kendini frenleme çabasını çok iyi hissetmiştim. Bozuldum ama yılmadım.

Duştan çıktım, bornozumu üzerime sıkıca sarmak yerine göğüs dekoltemi ve bacaklarımı iyice açıkta bırakacak şekilde gevşekçe bağladım. Saçlarımı havluyla topladım. Odama geçerken bilerek önce mutfağa uğradım, buzdolabından büyük bir bardak soğuk kola aldım. Salonda televizyon izleyen babamın önünden o bornozlu, ıslak halimle, kalçalarımı sallayarak yavaşça geçtim. Göz ucuyla bana baktığını, yutkunduğunu gördüm.

Odama girdiğimde o daracık, kalçamı açıkta bırakan mini şortu ve göğüs uçlarımı tamamen sergileyen beyaz crop’umu tekrar giydim. Saçlarımı kurutmadım, ıslak bıraktım. Elime bir tarak alıp tekrar salona, onun yanına döndüm. Koltukta oturan babamın tam bacaklarının arasına, halının üzerine diz çöktüm. Başımı arkaya eğip gözlerinin içine masumca baktım, tarağı eline tutuşturdum.

“Babacım, saçlarım çok karışmış, tarar mısın lütfen?” dedim.

Babam çaresizce tarağı aldı ve yukarıdan aşağıya doğru ıslak saçlarımı taramaya başladı. Ben ise her tarak darbesinde, bilerek ve istemsizce arkaya doğru yaslanıyordum. Kafamın arkasını, onun şortunun altından artık tamamen belli olan, kocaman bir kaya gibi sertleşmiş o dik penisine sertçe bastırıyordum. Başımın arkası o kalınlığa her değdiğinde babamın nefes alışverişi hızlanıyordu, bunu çok net duyuyordum. Tahrikten delirmek üzereydi ama hala kendini tutuyordu. Tarama işi bitince aniden ayağa kalktım ve bu kez yüzüm ona dönük olacak şekilde bacaklarımı iki yana açıp tekrar kucağına oturdum.

“Canım babam, çok teşekkürler,” diyerek boynuna sarıldım. Babam beni kollarının arasına alıp normal bir şekilde sırtımı sıvazlamaya, beni geçiştirmeye çalıştı. Hala oralı olmuyor gibi davranıyordu ama altımdaki o devasa, dikleşmiş aletinin sıcaklığı şortunun üzerinden bile amcığımı yakıyordu. Benim amcığım artık tamamen sırılsıklamdı, şortumun ağ kısmı zevk suyumdan sırılsıklam olmuştu.

Daha fazla dayanamayacaktım. Kafamı boynundan kaldırdım, gözlerimin içine çöken o azgın ve kararlı bakışlarla doğrudan gözlerine baktım. Elimi yavaşça aşağıya indirdim. Şortunun üzerinden, o damarları fırlamış, kocaman ve dimdik olmuş penisini avucumun içine aldım. Sıkıca kavradım.

Babam irkilerek aniden bileğimi tuttu. “Aylin… Ne yapıyorsun sen? Saçmalama, ben senin babanım!” dedi ama sesi titriyordu, o babalık otoritesi çoktan şehvete teslim olmuştu.

“Annem yok baba… Abim uyuyor,” diye fısıldadım dudaklarımı kulağına sürterek. Sıcak nefesimle devam ettim: “Haftalardır rüyalarımda seni görüyorum. O kaslı vücudunu, altımdaki bu sertliğini istiyorum. Beni ilk siken erkek sen ol baba, lütfen…”

Bu sözlerimin ardından elimi şortunun içine kaydırdım. O çıplak, sıcacık, damarları fırlamış devasa aletini doğrudan çıplak elimle kavradım. Hayatımda böyle bir büyüklük görmemiştim. Yukarı aşağı sertçe sıvazlamaya başladım, ucundan zevk suyu geliyordu.

Babamın içindeki tüm barajlar o an yıkıldı. Gözleri karardı, adeta bir canavara dönüştü. “Sen bunu kendin istedin kaltak,” diye hırıldadı. O kalın, güçlü elleriyle belimden tuttuğu gibi beni koltuğa sırtüstü fırlattı, üzerime abandı.

Hızla kendi şortunu ve iç çamaşırını aşağıya sıyırdı. Yaklaşık 18 santimlik, kıpkırmızı kesilmiş, damarlı ve ucu sırılsıklam olan o muazzam penis dışarı fırladı. Onu o kadar yakından görmek amcığımın zonklamasını yüz katına çıkardı. Babam üzerime çöküp, altımdaki o mini şortu ve külotumu tek bir hamlede, hoyratça çekip yırttı, kenara fırlattı. Beş kuruşluk kumaşlar umrumda bile değildi; şu an tamamen çıplaktım, bacaklarım iki yana açılmıştı ve tüysüz, bembeyaz amcığım zevk suyundan parıl parıl parlayarak onun karşısındaydı.

Babam hiç vakit kaybetmeden bacaklarımı tuttuğu gibi omuzlarına doğru kaldırdı. O kocaman penisinin ucunu, sırılsıklam olmuş amcığımın girişine dayadı. O sıcaklık ve kalınlık beni ürkütse de acayip azdırıyordu.

“Baba… Çok büyüksün. Çok sertsin, yavaş ol ne olur…” diye inledim.

Ama babamın durmaya niyeti yoktu. Kalçasına sert bir ivme vererek penisinin o kalın kafasını daracık amcığıma tek seferde soktu. Hayatımda ilk kez bir erkek alıyordum; o daracık et parçam babamın aletini sımsıkı kavradı. Kızlık zarımın yırtılmasıyla içimde keskin bir acı hissettim ve salonda sert bir çığlık attım, ellerimle babamın sırtındaki kasları çılgın gibi tırnakladım.

“Ahhh! Babaaa! Çok dar, patlıyorum içten içe!” diye inlettim ortalığı.

Babam hiç yavaşlamadı. İçerideki o inanılmaz darlık ve benim zevk suyum onu tamamen çıldırtmıştı. Kalçasını tamamen geriye çekip, köküne kadar sertçe bir kez daha gömüldü. Evin içinde etlerimizin birbirine çarpma sesi yankılanıyordu: Şlap, şlap, şlap…

Babam, inlemelerim dışarı gitmesin diye iri eliyle ağzımı sımsıkı kapattı. “Sessiz ol, abini uyandıracaksın,” diye fısıldadı kulağıma doğru. Kudurmuş gibi pompalıyordu. Her gidiş gelişinde o kalın penisinin damarları amcığımın duvarlarını yırtarcasına genişletiyordu. Acı yerini tamamen muazzam bir cinsel zevke bırakmıştı, kendimden geçmiştim. Kalçamı onun o sert vuruşlarına doğru kaldırıyor, o kalınlığı tamamen rahmimde hissetmek istiyordum.

Babam beni aniden pozisyona getirdi, koltuğun kenarına doğru domalttı. Arkamı döndüğümde kalçalarımın havada, belimin kavisli durduğunu biliyordum. Babam arkamdan yaklaştı, o ıslak, hafif kanlı ama tamamen sırılsıklam olmuş amcığıma arkadan tek bir darbeyle köküne kadar girdi. Saçlarımı arkadan kavrayıp kafamı geriye doğru çekti, kulağıma doğru o erkeksi sesiyle kükredi: “Nasıl, babanın aleti hoşuna gitti mi orospu? Beğendin mi?”

“Evethh… Baba, daha sert vur, sik beni, sırılsıklam oldum senin için!” diye bağırdı ağzımdan çıkan zevk çığlıkları. tamamen ona teslim olmuştum.

Babam son hızla, vahşi bir hayvan gibi arkadan vurmaya devam etti. Kalçalarımız birbirine vurdukça çıkan o tok ses tüm salonu dolduruyordu. Her sarsıntıda göğüslerim havada uçuşuyor, amcığımdan akan zevk suları babamın taşşaklarına kadar bulaşıyordu. Yaklaşık on dakikalık bu aralıksız, sert ve hayvanca pompalama seansının ardından ikimiz de zirvedeydik.

Babamın penisinin üzerindeki damarların iyice şiştiğini, içimde zonkladığını hissettim. Boşalacağını anladığı an aletini amcığımdan hızla çıkardı. Saçlarımdan tutarak beni yüzüstü koltuğa çevirdi. O devasa, sırılsıklam ve zonklayan penisini doğrudan yüzüme yaklaştırdı.

“Yala şunu, temizle babanın dölünü,” dedi nefes nefese, gözleri dönmüş bir şekilde.

Hiç ikiletmedim. Babamın o damarlı, sırılsıklam aletini büyük bir şehvetle ağzıma aldım, dudaklarımı sonuna kadar gererek emmeye başladım. Tam o anda babam biriken tüm dölünü büyük fışkırmalarla ağzımın içine, yüzüme ve göğüslerime doğru boşalttı. O yoğun, sıcak döl dalgaları suratıma yayılırken, ağzıma gelen spermlerin büyük kısmını büyük bir zevkle yuttum; kalan kısmı ise beyaz crop’umun üzerine, göğüslerime doğru aktı.

İkimiz de nefes nefese, salondaki koltuğun üzerine yığılıp kaldık. Babam penisini üstünkörü silip şortunun içine koyarken, ben yüzümdeki dölleri elimin tersiyle silip ona muzaffer bir şekilde gülümsedim. İlk gecemi, her şeyini arzuladığım o güçlü adama, babama vermiştim ve bu büyük, günahkar sır artık sonsuza kadar ikimizin arasında kalacaktı.



İletişim