KH Kayıp Hikayeler Gerçek Hikayeler • Gerçek Hayatlar
KH MAX

SON
+18 Aile Ensest Hikayeler

Baharın Hikayesi Bölüm 2

7 Dakika Okuma 0 yorum 0 reaksiyon
Baharın Hikayesi Bölüm 2

Evin koridoru, saat gece yarısını çoktan geçtiği için zifiri karanlıktı. Sadece salonun kapısının altından sızan ince, soğuk bir ışık hüzmesi vardı. Furkan, fabrikadaki üretim hattı raporlarını yetiştirmek için masasına gömülmüş, bilgisayarın mavi ışığı yorgun yüzünü aydınlatıyordu. Sessizliği sadece klavyenin mekanik tıkırtıları bozuyordu.

Bahar ise odasında, yatağının içinde dakikaları sayıyordu. Kalbi, planladığı şeyin heyecanıyla göğüs kafesini zorluyordu. Aynanın karşısına geçti. Üzerindeki saten, ince askılı ve vücuduna adeta ikinci bir ten gibi yapışan siyah geceliğini düzeltti. Aynadaki yansıması, 18 yaşının verdiği tüm o taze ve cüretkar enerjiyi yansıtıyordu. Derin bir nefes aldı ve kapıyı sessizce araladı.

Mutfaktaki Sessiz Hazırlık

Bahar, çıplak ayaklarıyla parkenin soğukluğunu hissederek mutfağa süzüldü. Amacı su içmek değildi, ama bir bahaneye ihtiyacı vardı. Buzdolabından soğuk bir süt çıkardı, bardağa doldururken bilerek bardağı fazla doldurup eline taşırdı. Dudaklarında hafif bir gülümseme belirdi. Salona doğru yürürken adımları kedi gibi sessizdi.

Salona girdiğinde Furkan’ın konsantrasyonu o kadar yüksekti ki, kardeşinin içeri girdiğini ancak Bahar tam dibine kadar sokulduğunda fark etti.

“Hâlâ çalışıyor musun canım abim?”

Furkan irkilerek kafasını kaldırdı. Gözleri yorgunluktan kanlanmıştı. “Evet Bahar, sabah toplantı var. Sen neden uyumadın?” dedi ve bakışları gayriihtiyari kardeşinin üzerinde gezindi. Bahar’ın üzerindeki gecelik, bir kız kardeşin abisinin yanında giymesi için oldukça iddialıydı. Furkan rahatsızca yerinde kıpırdandı, bakışlarını hemen ekrana geri çevirdi.

Temasın Gücü

Bahar, abisinin bu kaçamak bakışını fark etmişti. Masanın kenarına, tam Furkan’ın dirseğinin yanına oturdu. Bardaktaki sütü yavaşça yudumlarken, diğer eliyle Furkan’ın ensesine uzandı.

“Çok gergin görünüyorsun, omuzların taş gibi olmuş,” dedi yumuşak, neredeyse fısıltı gibi bir sesle.

Furkan, “Gerek yok Bahar, git yat hadi,” dese de Bahar çoktan parmaklarını abisinin gömleğinin yakasından içeri sızdırmıştı. Furkan’ın tenine değen soğuk parmak uçları, adamın bir anlığına nefesini tutmasına neden oldu. Bahar, abisinin omuzlarını ovmaya başlarken yavaşça eğildi; saçları Furkan’ın yanağına değiyor, üzerine sıktığı yoğun parfümlü koku Furkan’ın ciğerlerine doluyordu.

Bahar, eğilirken göğüs dekoltesinin Furkan’ın koluna temas etmesini sağladı. “Bak, buradaki kasın düğüm olmuş. Biraz rahatlaman lazım…”

Kırılan Konsantrasyon

Furkan, klavyedeki parmaklarını durdurdu. İçinde bir şeylerin cız ettiğini hissetti ama bu hissi hemen bastırmaya çalıştı. O onun kardeşiydi, küçük Bahar’dı. Ama şu an yanında duran, kulağına sıcak nefesini üfleyen ve vücudunu pervasızca ona yaslayan kadın, o küçük kıza hiç benzemiyordu.

“Bahar, yeter… Git artık,” dedi Furkan, ama sesi bu sefer o kadar da kararlı çıkmamıştı.

Bahar, abisinin sesindeki o hafif titremeyi duyduğunda işlerin ciddileştiğini anladı. Durmak yerine, ellerini abisinin göğsüne doğru indirdi. Bir anlığına parmakları, Furkan’ın hızlı çarpan kalbinin üzerinde durdu. Aralarındaki gerilim o kadar yükselmişti ki, odadaki saat tıkırtısı bile kulakları tırmalıyordu.

Bahar, Furkan’ın kulağına doğru yaklaştı, dudakları neredeyse kulağına değiyordu: “Neden bu kadar hızlı atıyor kalbin abi? Sadece bir masaj yapıyorum…”

Furkan aniden sandalyeyi geri iterek ayağa kalktı. Nefes nefeseydi. Bahar’ın gözlerinin içine baktı; o bakışta hem büyük bir öfke hem de tarif edilemez bir karmaşa vardı. Tam o sırada, üst kattan bir kapı gıcırtısı duyuldu. Anneleri Emine Hanım uyanmış olabilir miydi?

Furkan’ın ani çıkışı ve sert tepkisiyle sarsılan Bahar, yüzünde belli belirsiz bir zafer gülümsemesiyle salondan çıktı. Abisinin o sarsılmaz maskesini bir anlığına da olsa düşürmüştü; o titreyen sesi ve kaçan bakışları, ektiği tohumların filizlendiğinin kanıtıydı. Ancak tam koridorun karanlığına adım atmıştı ki, banyonun ışığı yandı.

Mustafa Bey, uykulu gözlerle kapıda belirdi. Kızını o ince, vücuduna yapışan siyah gecelikle koridorun ortasında görünce kaşlarını hafifçe çattı.

“Bahar? Kızım, bu saatte ne yapıyorsun ayakta?”

Bahar, soğukkanlılığını hemen geri kazandı. Masum, uykusu kaçmış bir çocuk edasıyla omuzlarını silkti. “Su içmeye kalkmıştım babacığım, Furkan abimi görünce biraz yanına uğradım ama o çok gergin, beni tersledi,” dedi, sesine hafif bir kırgınlık ekleyerek.

Mustafa Bey, kızının bu çocuksu sitemine kıyamadı. “İşi başından aşkın bu aralar, sen ona bakma. Hadi, geç yatağına da dinlen.”

Beklenmedik İstek

Bahar, odasının kapısına vardığında durdu. Kalbi hâlâ Furkan’la yaşadığı o andan dolayı hızlı çarpıyordu ama içindeki o durulmak bilmeyen libido, babasının şefkatli sesini duyunca yeni bir yöne sapmıştı. Kapının kolunu tutmuşken babasına geri döndü, gözlerini hafifçe kırpıştırarak en savunmasız bakışını takındı.

“Baba… Küçükken yaptığın gibi, uykum gelene kadar yanımda kalır mısın? Çok huzursuzum, uyuyamıyorum.”

Mustafa Bey, karşısındakinin artık 18 yaşında genç bir kadın olduğunu bir anlığına unutup, o eski “küçük kızını” gördü. Gülümseyerek başını salladı. “Pekala, madem prensesimiz uyuyamıyor…”

Yatağın Sıcaklığı ve Tehlikeli Temas

Odaya girdiler. Bahar, yorganın altına girdi, babası ise yatağın kenarına, yanına uzandı. Odanın loş ışığında Mustafa Bey kızının saçlarını okşamaya başladı. Babası için bu sadece bir sevgi gösterisiydi, evladını teskin etme çabasıydı. Ancak Bahar, abisinden alamadığı o fiziksel yakınlığın boşluğunu, babasının heybetli gövdesine sığınarak doldurmaya çalışıyordu.

Bahar, yavaşça babasına doğru sokuldu. Başını onun göğsüne koydu ve bacağını babasının bacaklarının üzerine hafifçe attı. Mustafa Bey, kızının bu kadar yakınlaşmasını tamamen bir sevgi yumurcağı olmasına yordu ve kolunu Bahar’ın omuzlarına dolayarak onu kendine çekti.

Bahar, babasının üzerinden yayılan o ağır, güven veren kokuyu içine çekerken, ince geceliğinin üzerinden babasının sert vücut hatlarını hissediyordu. Elini babasının tişörtünün üzerinden karnına koydu ve parmak uçlarıyla küçük, belirsiz daireler çizmeye başladı.

“Seni çok seviyorum baba… İyi ki varsın,” diye fısıldadı.

Mustafa Bey, kızının alnına masum bir öpücük kondurdu. “Ben de seni kızım, hadi uyu artık.”

Bahar, babasının uykulu nefes alışverişlerini dinlerken, kendi vücudundaki yangının daha da körüklendiğini hissediyordu. Babasının o hiçbir şeyden habersiz, saf şefkati; Bahar’ın zihnindeki o yasak arzularla birleşince odadaki hava daha da ağırlaştı. Babası yanında uykuya dalarken, Bahar karanlığın içinde gözlerini tavana dikmiş, altındaki ıslaklığı ve vücudundaki o elektriklenmeyi bastırmaya çalışıyordu.

Yorum yapın

💬 +5 KH Puan

Yorum yapın


0% ~7 dk kaldı

İletişim